"Bana gel" dendiğini duydu uzak bir mesafeden.
Mariketa, birden doğruldu, gözlerini kısarak gölgelere baktı. Mağaranın girişinde, karanlığın içinde kehribar rengi gözler parlıyordu. Geri gelmişti.
"Ah, demek dönüşüm seni heyecanlandırdı" diye mırıldandı Bowen. "Sesimin tanısını duyunca kalp atışların hızlandı."
"Sabrımla tanınmam ama sabretmeye çalışıyorum. Cehennem azabı çektiğini biliyorum ama niyetim sana bu kadar çok zarar vermek değildi. Senin niyetinse öyleydi..."
"Bunca felaket, bunca zulüm, bunca haksızlıklarla dolu bir dünyada köpekler gibi mutsuz olmanın kolaylığını bildiğim için, mutsuzluklarıyla övünenlere fena halde bozuluyorum. Mutsuz olmak bir marifet değildir."
Beklediğimden çok daha iyiydi. Sert, soğuk, güçlü, olgun bir kadın ve alev alev yanan, kibar, beyefendi bir adam... Enfesti gerçekten. Bir çırpıda okudum. Normalde de kitapları bir günde bitirirdim ama bu kitabı bir nefeste bitirmişim gibi hissettim.
Sonuna doğru heyecandan ne yapacağımı şaşırdım. Kurgu gerçekten çok iyiydi. Karakterler gerçekçiydi ve kendi içlerinde tutarlıydılar. Bu sayede karakterlerle rahatça empati kurabildim.
Ayrıca kitabın kapağı öyle güzel ki. Keşke tüm serinin kapakları bu tarzda olsaydı. İnsan bakmaya doyamıyor resmen.
Hikayenin akışı çok iyiydi, beni hemen içine çekti. Hem heyecanlı ve de çok duygusaldı. Çok fazla erotik sahne vardı ama hiç sırıtmamıştı. Tam dozunda kullanılmıştı. Erotik sahneler aşırı etkileyiciydi bu arada. Baya keyif aldım diyebilirim.
Kitap bittiğinde kendimi çok iyi hissediyordum. Kaliteli ve hisli bir kitap okumanın verdiği o haz çok tatlı gerçekten.
Serinin diğer kitabına geçmeden önce uzun uzun bu kitabı düşüneceğim. Öylesine içime işledi ki başka hiçbir şey düşünmek istemiyorum şuan.