Kresley Cole – Arzuların Esiri
Düşünün, 150 yıl boyunca yerin altında bir vampir hapishanesindesiniz. Her gün cehennem ateşinde yanıyor, defalarca ölüp diriliyorsunuz. İşte Lachlain MacRieve’in hikayesi tam olarak burada başlıyor. Tükenmişliğin eşiğindeyken bir gün, ruh eşinin kokusunu alıyor. O koku, ona hayatta kalması için gereken gücü veriyor. Zincirlerinden kurtulup, ayağını parçalama pahasına kokunun sahibine ulaşmak için harekete geçiyor.
Bir hafta süren arayışın ardından Lachlain, Emma’yı buluyor. Ancak işler burada daha da karmaşıklaşıyor. Çünkü Emma, yarı vampir, yarı Valkyrie. Yani Lachlain’in bin yıldır beklediği ruh eşinin, düşmanı olduğunu fark ediyor. Vampirlere olan nefretine rağmen, içgüdüleri ve eşine duyduğu bağlılık ağır basıyor.
Emma’nın tarafında ise durum daha karmaşık. Yıllardır tehlikeden uzak, sakin bir yaşam sürmüşken, bir anda Lachlain gibi güçlü, kararlı ve vahşi bir kurt adam tarafından sahipleniliyor. Emma korkuyor, Lachlain’in ani ve güçlü duygularıyla başa çıkmaya çalışıyor. Ama bir yandan da bu güçlü bağın içinde kendi yerini bulmaya başlıyor. Güçlerini keşfediyor, kendine güveniyor ve Lachlain’le olan bağı derinleşiyor.
Arzuların Esiri, tutku, aksiyon ve aşkın harmanlandığı, sürükleyici bir hikaye. Lachlain’in her şeyi göze alarak Emma için savaşması, Emma’nın ise kendi gücünü ve kimliğini bulma çabası kitabı unutulmaz kılıyor. İskoç bir alfa erkeğin, düşmanı olarak gördüğü kadına olan bağlılığı ve aşkı, hikayeye hem yoğun bir romantizm hem de müthiş bir dinamizm katıyor.
Kitapla ilgili tek sıkıntım çeviride bazı yerlerin kafa karıştırıcı olmasıydı. Özellikle dolunayda olanlar kısmı tam oturmadı . Ama bu detay, kitabın sürükleyiciliğine gölge düşürmedi. Severek okudum ve uzun soluklu bir seriye başlamış olmanın heyecanını