"Sana anlatmadığımız peygamberler de vardır." Bu âyet sadece onlar için değil, görünmeden yaşayan bütün güzel insanlar içindir. İyilik yaptın ve kimse teşekkür etmedi mi?
Sabır gösterdin ve kimse fark etmedi mi? Kırılmamayı seçtin, affettin, sustun ve dünya sessiz mi kaldı? O zaman bil ki sen o anlatılmayan hikâyelerdensin. Allah'ın kitabında isimler kadar sessizlikler de vardır. O sessizlikler, bilinmeyen sadakatlerin adıdır. Her peygamber bir kelimeyse onlar da Kur'ân-ı Kerîm'in susan cümleleridir. Ve her iyi insan, o suskun âyetlerin devamıdır.
İnsan seni unutsa da gökyüzü seni unutmuyor. Melekler kaydediyor, rüzgâr taşıyor, toprak saklıyor. O hâlde bil ki görülmemen, kaybolmak değildir. Anlatılmaman, eksilmek değildir. İnsan bilmezse Allah bilir. Sonunda geriye şu kalır: Bir ad değil, bir iz. Bir gösteriş değil, bir dua. Bir kalabalık değil, bir samimiyet. Ve o zaman sen, insanların kitabında unutulmuş olsan bile Allah'ın defterinde anlatılanlardan olursun. Çünkü bazen en büyük peygamberlik, kimsenin bilmediği bir iyilikte gizlidir. "Ve sana anlattıklarımız da var, sana anlatmadıklarımız da."