Rabia Göç

- Evinde dini veya siyasi kitap var mı? - Hiç kitap okurken görülmüş mü? - Kimyasal madde veya kesici, delici, yırtıcı alete sahip mi? - Kaç çocuğu var? - Kaç eşi var? - Vergilerini düzenli veriyor mu? - Bayrak törenlerine katılıyor mu? - Yabancı ülkelerde birileriyle irtibat kuruyor mu? - Aile fertlerinden yurtdışında yaşayan var mı? - Hangi sosyal medya platformlarını kullanıyor? - Hiç yetkilileri şikâyet etmiş mi? Herkesin birbirini tüm bu sorularla sürekli tarttığı ve kimsenin kimseye güvenemediği bir cinnet toplumu... Çin'in Doğu Türkistan için hayata geçirmek istediği sosyal model bu.
Reklam
Gulca'da -adeta fiziksel bir acı çekerek- fark ettiğim bir başka hakikat daha oldu: Harf devrimiyle Türkiye'de yaşanan tarihi kırılma, bizim Müslüman coğrafyanın çeşitli halklarıyla iletişim ve irtibat imkânlarımızı da yok etmiş. Ortak alfabe olmayınca, zaman içinde ortak kelimeler ve o kelimelere yüklenen deruni manalar da ortadan kalkmış. Telafisi olmayan, yürek yırtıcı bir kayıр...
Can sıkıntısı, psikiyatrlara çözmek üzere, acıdan daha fazla sorun sunar. İlerleyen otomasyon teknolojileri, ortalama bir işçiye daha fazla boş zaman bırakacağı için bu sorunlar da giderek daha hayati hale gelmektedir. Burada üzücü olan, bu işçilerden birçoğunun bu boş zamanla ne yapacaklarını bilemeyecek olmalarıdır.
Varoluşun Özü
Sorumluluğa yönelik bu vurgu, logoterapinin kesin buyruğunun nedenidir: "Halihazırda ikinci kez yaşıyormuşçasına ve ilk seferinde, şimdi olduğu gibi yanlış hareket etmek üzereymişsiniz gibi yaşayın!" Insanın sorumluluk duygusunu, onu ilk olarak şimdiki anın geçmiş olduğunu, ikinci olarak da bu geçmişin değiştirilebilir ve onarılabilir olduğunu hayal etmeye şağıran bu şiardan daha iyi tetikleyebilecek bir şey düşünemiyorum. Bu kaide, insanı hayatın sonluluğu kadar kendisinin ve hayatın dönüştürülebilirliğinin kesinliğiyle yüzleştirir.
"İNSAN VAROLUŞUNUN KENDİNİ AŞMASI"
İnsan olmak, her zaman kendi dışında bir şeye veya birine (bu bir anlam veya bir insan olabilir) işaret etmek veya ona yönelmek anlamına gelir. İnsan kendini, ister bir davaya hizmet ederek ister başka bir insanı severek, ne kadar unutursa o kadar insanlaşır ve kendini o kadar gerçekleştirir. Kendini gerçekleştirme denilen şey, ulaşılabilir bir hedef değildir çünkü çok basit olarak insan bunun için ne kadar çaba gösterirse o kadar uzağında kalır. Başka bir deyişle, kendini gerçekleştirme sadece kendini aşmanın bir yan etkisi olarak mümkündür. Logoterapiye göre hayatın anlamını üç farklı yolla keşfedebiliriz: (1) Bir üretimde bulunarak veya bir iş yaparak, (2) bir şeyi deneyimleyerek ya da biriyle temas ederek ve (3) kaçınılmaz olan ıstıraba karşı aldığımız tavırla. İlkinin bir kazanım ve edinim biçimi olduğu çok açık-tır. İkinci ve üçüncünün biraz daha ayrıntılandırılması gerekir. Hayatta anlam bulmanın ikinci yolu iyilik, hakikat veya güzellik gibi bir şeyi, doğayı ve kültürü veya en önemlisi başka bir insanı biricikliğiyle deneyimlemek, onu sevmektır.
Reklam