İnsan ne kolay alışıyor. Alıştıklarını ne kolay vazgeçilmez sayıyor. Ne kolay onlarla tarifliyor kendini ve sonra ne kolay bomboş kalıyor. Sonradan edinip vazgeçilmez kıldığı her yeni alışkanlıkla yaşamsal bir parçasından vazgeçiyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Öldürmeyen güçlendiriyor mu bilmem ama hakiki zorluklar mıh gibi ayakta tutuyor insanı. Ancak her şey olup bittikten sonra ortaya çıkıyor hasarın hakiki boyutları.
Ölülerin ağırlaştığını okumuştum bir yerde. Diriler de hatıralar üst üste bindikçe yıllar içinde ağırlaşıyordu böyle. Hele benim gibi ölmeye gidenler, artları sıra bir günah panayırı gibi sürüyorlardı demek tangırdayan geçmişlerini. Ne çok gürültü var, ne meşakkatli şey taşıması insanın kendi kendini.
Galiba zamanın göreceliği en çok aşkta, savaşta bir de hastalıkta ortaya çıkıyor. Dünyanın kalanı için akrep üç aşağı beş yukarı benzer şekilde soksa da, bu üç grupta ayakta kalmaya çalışanlar için zehrini başka türlü akıtıyor. Ölüm anının bir ömrü hatırlamaya yetecek kadar uzun sürmesini ya da sevgiliyle geçen bir saatin bir dakika, ondan ayrı bir dakikanın bir yıl gibi hissedilmesini nasıl açıklar insan yoksa? Yahut hastaların, hasta yakınlarının akmak bilmeyen zamanın içinde ağır ağır eriyişini mesela.