-"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum."
Masumiyet Müzesi, son zamanlarda okuduğum, en etkileyici aşk hikayesiydi. Öncelikle şunu söylemeliyim; sevgili Kemal, bu büyük aşk karşısında saygıyla eğiliyorum..
Konu itibariyle ana karakter Kemal, nişanlısı Sibel'e çanta almak için girdiği butikte 18 yaşındaki eski uzak akrabası Füsun ile karşılaşır. Füsun, herkesin etkileneceği kadar güzel bir kızdır ve Kemal Füsuna aşık olur. Bütün roman boyunca bu acı ve ızdırap dolu sarsıcı aşk anlatılmakta. Kitaptaki bu devasa aşk Kemalin gözünden anlatılmış ama ben Füsunun hislerini, düşüncelerini, iç dünyasını da çok merak ettim okurken. Keşke Füsunun ne hissettiğini de görebilseydik, ne güzel olurdu! Aslında romanla ilgili yazılacak çok şey var ama ne söylesem eksik kalacak gibi ve anlatacak kelime bile bulamıyorum diyebilirim. Romanda çok fazla konuya, çok önemli mesajlara ve ayrıntılara yer yerilmiş. Eski Türkiye ile ilgili bilgilere, detaylara, insanların yaşayış ve düşünce biçimlerine ulaşmak bile mümkün. Kemalin Füsuna olan aşkı, yaşadığı yoğun duygular, çektiği acılar gerçekten etkilenmeyecek gibi değil, gerçekten herkes okumalı diye düşünüyorum.
Vee en önemli nokta ise bu hikayenin gerçekten yaşanmış olması, Masumiyet Müzesi adlı bir müzenin gerçekten İstanbulda var olması.. Kitapta Kemalin toplayıp biriktirdiği o günlere ve Füsuna ait bütün eşyalar müzede sergileniyor. Hatta kitabın içine müzeye giriş için okurlara özel bir bilet bile koyulmuş. Harika bir detaydı. İstanbul'a yeniden gittiğimde mutlaka gezip göreceğim.
Etkisinden uzun süre çıkamayacağın bir aşk hikayesi oldu. Dedim ya, bu aşkın önünde saygıyla eğilmemek mümkün değil. Ne yaşamışsın, ne güzel yaşamışsın be Kemal!