İncecik kitap olmasına rağmen beni biraz yordu. Çok fazla tekrar var, sürekli aynı şeyi okuyormuşum gibi hissettim. Çarezliğin bunaltıcılığı da içimi kararttı. Çocuklara kızdım bazen anladım, insanlara kızdım bazen hak verdim, en çok da kuşlara üzüldüm.
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma
8/10
·472 syf.··
2026 177. kitabı
Hayaletler Diyarı #okudumbitti Rachel Hartman’dan okuduğum ilk kitaptı ve yazarın kalemini gerçekten çok sevdim. Daha ilk sayfalardan itibaren çamurlu sokakları, eski surları ve tekinsiz manastırıyla St. Muckle’s kasabasının atmosferine kapıldım. Masalsı bir dünyada geçmesine rağmen anlattığı duygular o kadar gerçekti ki Charl’ın korkusunu, yasını ve çaresizliğini hissetmemek mümkün değildi. Charl’ın başına gelmeyen kalmıyor desek yeridir. Trajik bir kaza, ürpertici bir salgın, suikastçılar, ejderhalar ve hayaletlerle dolu bir manastır… Özellikle salgın sahneleri beni epey gerdi. Buna rağmen kitap yalnızca karanlık ve hüzünlü bir hikâye değil. Tüm bu karmaşanın içinde dayanışmaya, iyileşmeye, ikinci şanslara ve insanın kendisine yeni bir aile kurabilmesine dair sıcacık bir tarafı da var. En sevdiğim bölümler ise Charl’ın hayalet kızlarla kurduğu bağın anlatıldığı kısımlardı. Onların birbirlerine ve yaşayan dünyaya duydukları sevgi hikâyenin kalbine çok güzel yerleşmişti. Charl’ın yaşadıklarının altında ezilmeden, korkularına rağmen mücadele etmeye devam etmesini ve hikâye boyunca yavaş yavaş güçlenmesini okumak da çok güzeldi. Kitap kalınlığıyla ilk anda biraz göz korkutabilir fakat olaylar ilerledikçe sayfalar oldukça akıcı hâle geliyor. Üstelik karakterler yalnızca iyi ya da kötü olarak çizilmemiş; geçmişleri, yaraları ve seçimleriyle çok daha gerçek ve katmanlı hissettiriyorlar. Yazarın tarih, mitoloji, büyü ve duygusal meseleleri birbirine bağlama biçimine hayran kaldım. Hayaletlerin yalnızca yıkık manastırlarda değil, bazen insanın geçmişinde ve içinde de yaşayabildiğini anlatan; karanlık olduğu kadar umutlu, hüzünlü olduğu kadar şefkatli bir fantastik hikâyeydi. Yazarla tanışmak için çok güzel bir kitap seçmişim. Fantastik dünyaları, gizemli atmosferleri ve
Hayaletler DiyarıRachel Hartman · Olimpos Çocuk Yayınları · 20263 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·480 syf.··
2026 175. kitabı
Son Şanslar Şehri #okudumbitti Öyle tek bir kahramanın ortaya çıkıp her şeyi düzelttiği klasik fantastiklerden değil; daha karanlık, daha politik, daha kalabalık ve çok daha kirli bir dünyanın kapısını aralıyor. Ilmar, kitabın en güçlü tarafıydı bence. Burası sadece olayların geçtiği bir şehir değil; sokaklarıyla, yoksulluğuyla, işgalin ağırlığıyla, suç örgütleriyle, eski inançlarıyla ve bastırılmış öfkesiyle başlı başına yaşayan bir karakter gibi. Okurken o kasveti, o sıkışmışlığı, insanların üstüne çöken çaresizliği gerçekten hissettim. Palleseen işgalinin yarattığı baskı, sadece yönetimsel bir güç olarak değil; insanların diline, kültürüne, geçmişine ve kimliğine uzanan bir tahakküm olarak anlatılmış. Bu da hikâyeyi benim için çok daha etkileyici yaptı. Kitapta çok fazla karakter ve grup var; başta isimlere, taraflara ve dengelere alışmak biraz dikkat istiyor. Ama taşlar yerine oturdukça aslında bu kalabalığın ne kadar bilinçli kurulduğunu fark ediyorsunuz. Herkesin derdi, korkusu, öfkesi ve hesabı başka. Kimse tamamen temiz değil, kimse tamamen karanlık değil. Bu gri alanlar kitabı çok daha gerçekçi ve sürükleyici hâle getiriyor. Çapaorman ise hikâyeye bambaşka bir tekinsizlik katıyor. Karanlık ağaçlar, eski çağlardan kalmış gibi duran havası, başka diyarlara açılan kapıları ve lanetli atmosferiyle kitabın fantastik tarafını çok sevdim. Bir yanda işgal, sınıf ayrımı, bürokrasi ve yoksulluk; diğer yanda kadim güçler, tuhaf varlıklar ve karanlık sırlar… Yazar bunları öyle güzel harmanlamış ki okurken hem politik bir hikâyenin hem de sağlam bir fantastik evrenin içinde olduğunuzu hissediyorsunuz. Benim en sevdiğim şeylerden biri de kitabın “son şans” duygusunu çok iyi vermesiydi. Ilmar’da herkes bir şekilde köşeye sıkışmış gibi. Mülteciler, hırsızlar, inançlılar,
Son Şanslar ŞehriAdrian Tchaikovsky · Eksik Parça Yayınları · 20266 okunma
8/10
·352 syf.··
2026 173. kitabı
Kan Davası #okudumbitti Reşat Nuri Güntekin ne yazdıysa merakla okurum dediğim bir yazar ve her kitabında aynı şeyi yeniden düşünüyorum: Bu kadar sade yazıp bu kadar derine dokunmak gerçekten büyük ustalık. Kan Davası da bunu bir kez daha hissettiren, hem iç burkan hem düşündüren hem de insanın içine usul usul işleyen bir roman oldu. Kitabın merkezinde idealist öğretmen Ömer var. Savaş yıllarından çıkmış, hayatın sert tarafını görmüş ama içindeki insan sevgisini ve özellikle çocuklara duyduğu şefkati kaybetmemiş bir karakter. Onun yolu, yıllardır birbirine düşman olan iki köyün arasına düşünce hikâye sadece bir kan davasını değil; cehaleti, toplumsal baskıyı, gururu, korkuyu ve insanların birbirine miras bıraktığı öfkeyi anlatmaya başlıyor. Reşat Nuri’nin en sevdiğim tarafı, insanı hiçbir zaman tek bir renkle anlatmaması. Bu kitapta da herkesin içinde biraz haklılık, biraz çaresizlik, biraz da yanılgı var. Kan davasını sürdüren insanların çoğu belki neyin peşinde olduklarını bile tam bilmiyor; ama köyün bakışı, törenin ağırlığı, “el âlem ne der” korkusu onları aynı karanlık döngünün içinde tutuyor. İşte bu yüzden roman yalnızca geçmişe ait bir hikâye gibi değil, bugün hâlâ karşılığı olan bir toplumsal yara gibi okunuyor.. Ömer’in çocuklar için verdiği mücadele ise kitabın en dokunaklı taraflarından biriydi. Onun gözünde çocuklar, bu kısır döngünün kırılabileceği en temiz yer. Eğitimin, sevginin ve sabrın insanı değiştirebileceğine inanması; bütün zorluklara rağmen vazgeçmemesi beni çok etkiledi. Özellikle bazı sahnelerde insanın içi hem burkuluyor hem de umutla doluyor. Anadolu köy yaşamı, yoksulluk, yalnızlık, dostluk, insan ilişkileri ve adalet duygusu öyle doğal bir şekilde işlenmiş ki okurken hiçbir şey yapay durmuyor. Reşat Nuri’nin gözlem gücü yine kendini
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2009853 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 56. kitabı
Selam Size, @fatmaerdek'in kaleme aldığı ve Ephesus Yayınları tarafından yayımlanan #KaraKışBeyazDüş kitabıyla geldim. Fatma Erdek demek; kadınların görünmeyen yaralarına dokunmak, yarım kalan sevdalara, susturulmuş ya da baskılanmış hayatlara ayna tutmak demek. Hayat mücadelesinde dimdik ayakta kalmaya çalışan kadınları anlatmak demek. Zeynep de o kadınlardan biri... Bu hikâyede geçmiş ve günümüz iç içe ilerliyor. Zeynep'in hikâyesi daha anne karnındayken eksik kalıyor. Babasının şehit düşmesi, annesinin yıllarca "dul kadın" sözlerinin gölgesinde yaşaması ve birçok şeyden mahrum kalması demek. Zeynep'in etrafı onu seven insanlarla çevrili olsa da baba sevgisini hiç tatmamış, boynu hep bükük kalmıştır. Bir gün Selim Bey'in arabası evlerinin önüne geldiğinde hayatlarının artık eskisi gibi olmayacağını hisseder. Belki gerçek babası değildir ama eksik kalan yanlarının tamamlanacağını düşünür. Yıllar içinde gerçeklerin hiç de öyle olmadığını acı bir şekilde öğrenecektir. Annesi artık daha bakımlı, gözlerinin içi gülen bir kadındır. Ancak Selim'in bürokratik geçmişi, her şeyi kontrol altında tutma isteği ve çevresindeki güçlü insanlar, Zeynep'in hayatını derinden etkiler. Selim'in sert mizacı ve hükmetme arzusu okurken beni çileden çıkardığı gibi sizi de sinirlendirebilir. Yıllar geçtikçe Selim'in tavırlarının değişmesi ve annesinin geri dönüşü olmayan bir hastalığa yakalanması Zeynep'in elini kolunu bağlar. Kendi sınırlarını çizmeye çalışsa da Selim'in takıntılı ve saplantılı yapısı buna izin vermez. Yaşadığı kötü bir olayın ardından Zeynep, çok sevdiği hasta annesinden uzak kalacağını bilmesine rağmen hâkimlik sınavlarına girer ve Erzurum'un Narman ilçesine hâkim olarak atanır. Narman'ın küçük ve sert bir yer olması, insanlarına da yansımıştır. Kendini kabul ettirmesi
2026 Okuma Raporları
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026383 okunma
6/10
·264 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:22
Öncelikle kitaptan çiftleşmeyi kaldırsak 100 sayfa bile kalmaz onu belirteyim aslında puanım 4 5 i geçmez ama sırf Angelina ve sergei için verdim ikisini de sevdim. Tabi kurgu olarak gerçek hayatta olsa asla yani hepsi beş para etmez insanlar ne olursa olsun katiller yani asla . Atlaya atlaya okuyup macera kısmına baktığımda gerekten baya iyiydi hiç değilse aksiyon bir hareket vardı. O yüzden puanı 6 yaptım. Anladım ki diğer kitaplarda böyle iğrenç ve mide bulandırıcı yani 250 sayfanın 150 sayfası full çiftleşme (çünkü hayvan gibiler) neyse benden bu kadar açıkçası çok bile dayandım. Diğer karakterleri de merak etmeme rağmen hepsi birbirinin aynı karakterler değişik yaşadıkları ilişki aynı. Kızların 2 sayfa sonra aşık olması erkekler zaten görür görmez aşık aşırı saçmaydı yani tüm kitapları böyle gidiyor. Gerek görmüyorum.
Saklı GerçeklerNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20251,882 okunma