Alimler, Arifler, Veliler delil nispetindedir.
Yemen padişahlarından Tübbâ, Hz Davud'a (as) indirilmiş olan Zebur'a iman eden bir kişiydi. O, Zebur'da Sevgili Peygamberimizin (sav) peygamberlik vasıflarını okumuş, hayran kalmıştı. ... Yine yemen padişahlarından Seyf b. Ziyezen, eski semavi kitaplarda Resulullah'ın (sav) özelliklerini görmüş, iman etmişti. ... Fars padişahı, gördüğü garip bir rüyada sarayının on dört şerefesinin düşmesinin sırrını Satih'ten sormak için bir elçisini göndermişti. Satih gelen elçiye, "On dört zât, sizlerde hâkimiyet edecek, sonra saltanatınız mahvolacak. Hem birisi gelecek, bir din gösterecek. İşte o sizin din ve devletinizi kaldıracak." dedi. İşte o Satih, çok açık bir şekilde Peygamberimizib (sav) gelmesinş haber vermiştir. Hakikaten İslam orduları Hz. Ömer Efendimizin (ra) döneminde bu memleketleri fethederek krallıklarına son vermiştir. ... Sevgili Peygamberimizi (sav) tanıyanlardan birisi de meşhur Rahip Bahira'dır.
Sayfa 79 - Süeda Yayınları
Alıntı
İkinci Bölüm
Hayatın kader anları, hastalık, ayrılık, insanlar arasındaki nihai bağ; bunlar bizim belli bir anda bir şeyleri açıklamamıza, saptamamıza ya da öğrenmenize imkan verecek şekilde, bir günde olmaz. Belirleyici olayların farkına vardığımızda genellikle hepsi çoktan olup bitmiştir ve bize kalan tek şey bunu kabul etmek, avukata ya da doktorda başvurmak, rahip çağırmaktır.
Sayfa 140 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
... İnsan yaşamını çekilmez ve elemli yapan tüm dertlerin ve kaygıların kaynağı ortadan kalkmıştır. Bu kitle insanının maddiyatçı olmaması olgusu bir Hıristiyan rahibinkiyle karşılaştırıldığında, rahip dünyanın meselelerine boğulmuş görünür.
parya buradan gelmekteymiş
İnsanlığın en eski kutsal kitabı olan Rig-Veda, doğal bir sonuç olarak, Hindistan'da sınıflanmaları doğurmuştur. Kast adı verilen bu sınıfların başında din adamlarının, Brehmenlerin (rahip) kastı gelmektedir. Din adamlarının altında prenslerle savaşçıların kastı olan arya kastı vardır. Bundan sonra, işçilerin ve kölelerin çudra kastı yer almaktadır. Bunların dışında da insanlığın en aşağılığı sayılan paryalar vardır.
«İşte o anda, Mlle, nefretin gerçek an­lamını öğrendim. Asyalılara dehşet saçmak amacıyla girişilen kıyımda öldürülen genç insanlar ve çaresiz ihtiyarların arasında dururken nefret etmekten, öç almak için plan yapmaktan bir an bile vazgeçme­yeceğime söz verdim. Budist rahip, Vietnam halkının direncini kırmak için, düşman pilotlarının hastane­leri, okulları bombalamak için emir aldıklarını söylemişti. Nasıl yanılıyorlar! Ah, Mlle, kendilerine karşı öyle büyük bir nefret yarattılar ki dünyada, bu nef­retin alevlerinde çocuklarıyla torunları bile yanacak. Napalm ile radyasyon bizi nasıl yakmışsa, o alevler de onları öyle yakacak.»
Sayfa 138
Edebiyat
«Rahip, acıyla, "Yeryüzü, adalete, barışa kavuş­madan, hiç kimse böyle evleri ya da başka kişisel mutlulukları düşleyemez," dedi. "Hepimiz o adalet, o barış için savaşmalıyız. Ao-u," diye yine inledi, daha hafif inliyordu şimdi, gözlerini yumdu.»
Sayfa 135
Edebiyat
Reklam
Reklam