Ey Oğul!
"Gecenin bir kısmını namazla geçir." (İsrâ, 79) ayet-i kerimesi, gece namazının;
"Seher vakitlerinde istiğfar ederler." (Zariyat, 19) ayet-i kerimesi, şükretmenin;
"Seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dileyenler…" (Ali İmran, 17) ayet-i kerimesi de zikrin önemine işaret eder.
Yemen padişahlarından Tübbâ, Hz Davud'a (as) indirilmiş olan Zebur'a iman eden bir kişiydi. O, Zebur'da Sevgili Peygamberimizin (sav) peygamberlik vasıflarını okumuş, hayran kalmıştı.
...
Yine yemen padişahlarından Seyf b. Ziyezen, eski semavi kitaplarda Resulullah'ın (sav) özelliklerini görmüş, iman etmişti.
...
Fars padişahı, gördüğü garip bir rüyada sarayının on dört şerefesinin düşmesinin sırrını Satih'ten sormak için bir elçisini göndermişti. Satih gelen elçiye, "On dört zât, sizlerde hâkimiyet edecek, sonra saltanatınız mahvolacak. Hem birisi gelecek, bir din gösterecek. İşte o sizin din ve devletinizi kaldıracak." dedi. İşte o Satih, çok açık bir şekilde Peygamberimizib (sav) gelmesinş haber vermiştir. Hakikaten İslam orduları Hz. Ömer Efendimizin (ra) döneminde bu memleketleri fethederek krallıklarına son vermiştir.
...
Sevgili Peygamberimizi (sav) tanıyanlardan birisi de meşhur Rahip Bahira'dır.
(Kitab-ı mukaddes, Mezâmîr, Bab 72, âyet 8)
Bu âyet pek açık bir tarzda Sevgili Peygamberimizi (sav) tarif etmektedir. Çünkü Hazret-i Davud'dan sonra, Hz. Muhammed'den (sav) başka hiçbir peygamber; doğudan batıya kadar genişçe dinini yaymış, hükümdarları vergiye bağlamış, padişahları itaat altına almış değildir. Yine Tevrat'ta belirtildiği gibi her gün insanlığın beşte birinin salâvat ve dualarını alan ve nurları Medine'den parlayan kişi hiç şüphesiz Efendimiz (sav)'dir.
"İleride İsrail oğullarının kardeşleri olan İsmail oğullarından senin gibi bir şanlı resul daha göndereceğim ve sözümü onun ağzına koyacağım. Benim vahyimle konuşacak. Onu kabul etmeyene azap vereceğim."
(Bu ibare, Tevrat'ın Tesniye Kitabının 18.babında ve hem de 18. âyet olmak üzere yazılıdır.)