"Demek ki insan varlığı nasıl çiğ bir şeyi hazmedemiyorsa, insanın Hak Teâla'nın, yani "gerçek'in eseri olduğu düşünülürse, ne zihnî ne de akli varlığı yalanı yese yutsa bile ondan ne rahat ne fayda ne de zevk alır.
Mümin kişinin zihni yalana kansa bile gönlü reddeder. Çünkü insanın yaratılışı gerçek üzerinedir. Sevdası, gönlü, eğilimi daima gerçeğe doğrudur. Kendini kendi nefsinin, çıkarlarının eliyle alıkoymadığı müddetçe, her insan gerçeğe, ışığın etrafına çekilen bir pervane gibi çekilir. Çünkü gerçek denilen şey, özlerimizin bağlı olduğu hakikattir, yani yaratandır."