Zaman, buluşma zamanı. Pis, zelil, utanç verici ve hakir hayatımın sıkıcılığından, yani dünyadan, boğucu ve kapalı ferdiyet kafesinden, yani nefsinden kendini kurtar: Ona yönel, insanın
ebedi hicret adresine, Allah'a doğru sonsuz insan olmaya: Haccet!
Zira hac, içindekileri, bir çağda, bir neslin gözü önünde çıkarıp koyacak ve içini, bir "kavrayış" ihtiyacı ve bir "duygu" gücü icin sofraya getirecek kadar basit bir sey değildir. O takdirde gelecek asırlar icin tekrarlanan bir gelenek haline gelir ve gelecek
nesiller icin kalıpsal seramonilerden, ibadetle ilgili bir hükümden, abes, ruhsuz, bomboş, kelamsız, rolsüz, nakışsız, köhne, bitmiş ve tarihte kalmış bir şeyden ibaret olurdu!
Cihat, bir "muhkem hüküm"dur. Hac ise
bir "müteşâbih hüküm!" Bu müteşabih hükmün anlaşılmasını zorlaştıran, onu anlatmak için seçilen dilin,"şifreli bir dil", günümüz tabiriyle sembolik dil oluşudur.
Bunun anlaşılmasını daha da zorlaştıran sey ise, bu sembolik dilin "söz" değil, "hareket" oluşudur.