9/10
·348 syf.··
2026 15. kitabı
·
395 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 22:32
Tam 1 yılı geçmiş kitaba başlayalı ve bugün bitiriyorum hayatımda başlayıpta bu kadar geç bitirdiğim bir kitap olmadı başka sanırım. Bu hala kitabın kötülüğünden değildi tabiki aksine sindirerek aklıma kazıyarak okumamdan mütevellit yoksa Fatma hanımın dili çok sade, nahif, anlaşılır. Çoğu zaman Allah’ın bir ismini okuyup çokça ara verdim, bazen peşpeşe okudum. Geceleri bir isim okuyup onu zikrederek anlamını düşündüm. Bu açıdan çok verimli oldu benim için. Kitapta önce Allah’ın bir ismi kısa manaları ile başlık olarak veriliyor sonra ne demek bunu açıklıyor sonra insana bu isim tesir ederse nasıl görünür onu açıklıyor toplamda her isme 3-3,5 sayfa ayrılmış kısa ve alaşılır. Ali Osman Tatlısu’dan da okumuştum ona da çokça atıf var zaten. Kendimce aldığım Esmaül Hüsna anlamları, arada dönüp kısaca bakmak adına… Allah: bütün Kemal sıfatları kendisinde toplayan Rahman: nimet veren Rahim: merhamet eden Melik: Tek Hükümdar Kuddüs: eksiklikten uzak Selam: selamet veren El Mümin: emin kılan El Müheymin: gözeten, koruyan El Aziz: yücelik sahibi El Cebbar: istediğini yaptıran El Mütekebbir: Herşeyden büyük El Halık: Yoktan yaratan El Bari: Birbirine uygun yaratan El Musavvir: Şekil veren Ya Gaffar: bağışlayan, kusurları örten El Kahhar: herşeye hakim, yenilmeyen El Vehhab: karşılıksız veren Rezzak: rızık veren Fettah: zorlukları açan, hayır kapılarını açan Alim Allah: her şeyi bilen Kabıd: sıkan, daraltan Basıt: genişleten, açan Hafid: aşağı indiren Rafi: yukarı kaldıran Muizz: izzet veren Müzill: hakir, zelil eden Semi: Her şeyi işiten Basir: her şeyi gören El Hakem: hakkı yerine getiren, son hükmü veren
99 Esma Sonsuz ManaFatma Bayram · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2025815 okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2025 6. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 16:23
Açıkçası hem kabı hem de arka kapak yazısıyla Sarah Jio tadında bir roman gibi gelmişti. Öyle de başladı ama ortalarında biraz bilim kurguya döndü. Kötü diyemem akıcı anlaşılır dili olan bir romandı. Ancak bu tarz çerezlik romanlarda daha gerçekçi hikayeler okumayı severim. Yine kafa dağıtmak, dış dünyayla alakayı kesmek için okunabilecek bir kitap.
1000Kitap
Siyah KarJuliette Sobanet · Arkadya Yayınları · 2016765 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Siyah Kar – Juliette Sobane Okumanın ışığında buluşan güzel ruhlara merhaba. Zaman adeta sihirli bir değnek gibidir. Ya tamamen olacakları değiştirirsiniz ya da geçmişin gölgesini.. Bir zaman yolculuğu hikayesi… Ama sıradan bir yolculuk değil bu. Jillian ve Samuel, geçmişe –1937 yılına, İsviçre Alplerine– uzanan bir tren yolculuğunda, kaybolmuş bir kızı kurtarmak için her şeyi riske atıyorlar. Rosie’yi 1937’de kurtarmak, 2012’de Isla’yı kurtarmak demek. Zaman çizgileri birbirine karışıyor, kader yeniden yazılıyor. Romanın birinci tekil anlatımla yazılmış olması kimi yerlerde okuru sınırlasa da, yazarın duyguları derinlemesine aktarmasına olanak tanıyor. Evet, başka karakterlerin zihinlerine geçemiyoruz, Samuel’in o an ne hissettiğini ya da yaşadığını sadece tahmin edebiliyoruz ama belki de bu belirsizlik hikâyeyi daha gizemli kılıyor. Zaman yolculuğu kurgularını seven biri olarak, bu hikâyedeki atmosfer beni içine çekti. Karla kaplı dağlar, trenin yankısı, geçmişin sisli havası… Bazı sahneler cesur olsa da, duygusal yoğunluğu asla kaybetmiyor. Kısacası, Siyah Kar zamanda yolculuktan çok sevginin zamanı bile aşabileceğini anlatıyor. Okuyalım ve Okumaya Teşvik Edelim. #SiyahKar #JulietteSobanet #BookReview #KitapYorumu #ZamanYolculuğu #Bookstagram #OkudumBitti #KitapÖnerisi
1000Kitap
Siyah KarJuliette Sobanet · Arkadya Yayınları · 2016765 okunma
9/10
·552 syf.··
Beğendi
·
2025 1069. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 16:03
Üsküdarlı Aşkî Divanı: Aşkın Tasavvufi Yankıları ve Efsanevi İzler Osmanlı Divan edebiyatının 16. yüzyıl şairleri arasında, hem askerî hem tasavvufî birikimiyle dikkat çeken Üsküdarlı Aşkî, adını taşıdığı "aşk" kavramını şiirlerinde en samimi ve derin biçimde yansıtan isimlerden biridir. Asıl adı İlyas Çelebi olan şair, İstanbul'un Rumelihisarı semtinde doğmuş, babasının izinden giderek yeniçeri ocağına katılmış, ancak askerlik hayatına pek ısınamamıştır. Gençliğinde çeşitli seferlere katılmış, hatta Alman Seferi'nde öldüğü söylentisi üzerine ulûfesi kesilince, Müeyyedzâde Hacı Halife'nin tekkesine sığınarak dervişliğe yönelmiştir. Bu dönem, onun şiirlerinde belirginleşen tasavvufî damarı tetiklemiş; Bektaşîlik'ten Bayramîlik'e, hatta bazı kaynaklara göre Mevlevîlik'e geçişi, ilâhî aşkı beşerî aşkla harmanlayan bir üslup geliştirmesine zemin hazırlamıştır. Kanûnî Sultan Süleyman'a sunduğu bir şiirle elde ettiği maddî destek sayesinde Üsküdar'da bir yalı satın almış, burayı âlimler ve sanatkârların toplandığı bir meclis hâline getirmiştir. Ancak aşırı harcamalar borç batağına sürüklemiş, II. Selim'e yazdığı "kerem" redifli kasideyle yardım dilemiştir. 1576-77'de vefat eden Aşkî, Rumelihisarı Mezarlığı'na defnedilmiştir. Aşkî'nin edebî mirası, ağırlıklı olarak Aşkî Divanı etrafında şekillenir. Divan, dönemin iki önemli nüshasında (Millet Kütüphanesi Ali Emîrî Efendi nr. 297 ve Nuruosmaniye nr. 3857) günümüze ulaşmış; 30 kaside, 60 murabba, 564 gazel ve 31 kıtadan oluşan zengin bir koleksiyondur. Bu yapı, klasik Divan şiirinin gazel ağırlıklı geleneğini sürdürürken, Aşkî'nin askerî geçmişiyle yoğrulmuş kasideleri, fetih ve padişah övgülerini tasavvufî bir mercekten geçirir. Şiirlerinde sade ve samimi bir dil hâkimdir; âşıkane üslup, efsanevi ve menkıbevi
Aşkî DîvânıÜsküdarlı Aşki · Türkiye Yazma Eserler Kurumu · 20251 okunma
Aşk Hikayesi - İskender Pala
9/10
·272 syf.··
2025 2. kitabı
"Sevgi de, aşk da bir imtihandır ki, sıklıkla birbirinin yerine geçip kalpleri yanıltır kızım. Hakikatte sevgiyle aşk arasındaki ilişki cömertlik ile israf, tutukluluk ile cimrilik arasındaki ilişki gibidir. Nasıl ki cömertliği aşan şeye israf, tutumluluğu aşan şeye de cimrilik deriz? Aşk dedikleri, sevginin bir adım ötesidir. Şimdi sen söyle ötelerde kim var? " İskender Pala kitabında buna benzer misallerle daha nice aşk tanımlarına yer verir ve "ben aşığım" diyenlerin tekrar düşünmesine sebep olacak bir hikaye sunar. Hikaye 1500'lü yılların sonu, 1600'lü yılların başında geçer. I. Ahmet dönemidir. Baş karakter olarak padişahın adıyla anılan camiinin yapımında görev alan Bahşı, tarihten alınmış kişilerin içerisine ustaca yerleştirilmiştir. Olayın temeli yeni kavuşan iki sevgilinin bir kaza sonucu ayrılması ve arkasından gelen 25 yıllık hasrettir. Fakat konu öyle işlenmiştir ki, adeta divan edebiyatındaki sevgili- seven-rakib üçlüsünün gazellerden nesre aktarılmış halidir. Divan edebiyatındaki gazellerde sevgilinin tek isteği sevdiğine kavuşmak, rakibin ise aradan çekilmesidir. Fakat İskender Pala hikayeyi öyle bir noktaya getirir ki seven, sevilen, rakib kimdir karışır. Çok daha derine iner; rakib sevenin ölümüne üzülecek konumdadır. Çünki ölen sevgiliye daha önce kavuşur... Günümüz modernitesindeki sahte aşklardan bunalan kişilere sahih bir aşk hikayesi sunar. Muazzam bir aşk felsefesi. Eminim ki kendine aşık diyenler okuduktan sonra kendilerinden utanacaklardır.
1000Kitap
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
Ben onu her yerde ararım, nerede bulacağımı bilmesem de!
Puan vermedi·272 syf.··
2025 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 16:04
Osmanlı Dönemi'nde yaşayan papaz kızı Kaknusia ve Müslüman bir genç olan Bahşı'nın kalplerde yaşayan âşkın başlarına gelen birtakım olaylardan sonra farklı yerlerde, farklı biçimlerde ve farklı hislerde anlatıldığı; bunun yanı sıra klâsik edebiyatın mazmunlarıyla süslendiği ve okuru şehrin, inşaatın yapıldığı sokaklardan geçtiğini hissettiren tarih anlatımıyla harmanlandığı nefis bir eser. Bir sevgili düşünün ki uzun yıllar ona kavuşma arzusuyla ve onu son gördüğünüz hâliyle hayal ediyorsunuz. Bu süreçte iki tarafın hayatına farklı isimler giriyor(bu durumda eserin odaklandığı âşk tasarımı Kaknusia, Bahşı, Gunala ve İshak ile sonlanıyor). Bu durum Klâsik Türk Edebiyâtı'nda yazılan şiirlerin temel kompozisyonunu oluşturur. Sadece âşık ve sevgili arasındaki ilişkiyi değil; âşık - sevgili - râkib ilişkisini de şiirlerde görmekteyiz. Eserin, az önce tarif edilen şiirlerin nesir hâle dökülmüş ancak sonunun bir nevi âşk temalı halk hikâyelerine benzeyen versiyonu olduğunu söylemek yanlış olmaz hatta bir okuyucunun yorumunda "Eserin sonu, âşk temalı Yeşilçam filmlerinin sonlarına benziyor." minvalindeki söylemine kahkaha attım çünkü gerçekten doğru. İskender PALA, alanı gereği bu kompozisyonu çok güzel işlemiş. Yine İskender PALA, yine çok sevdiğim bir hoca ve yazar. Yazarın yazım dili olsun, bilgi aktarımının kurguyla biçimlendirilmesi olsun, sayfaların akış biçimi olsun, karakterlerin duygusal anlamdaki çatışmalarının ve duygu gelişimlerinin aktarılması olsun; her zamanki gibi çok güzeldi. Karakterlere bazen çok kızdım bazen de çok üzüldüm. Hiç bitmesin istediğim bir eserdi. Eseri okurken ayrılık acısı çektiğim bir dönemdeymişim gibi gözlerimden yaşlar akıp gitti. Altını çizip de paylaşmadığım çok alıntı var. Ben alıntıların altını çizerken ağladım, siz ağlamayın diye
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma