Ramazan Manay

Ramazan Manay
Hanefi-Maturidi. Filolog (Arapça) Arap Dili YL, Öğretmen. HUZEM, RUZEM ve IFAM-UZEM öğrencisi.
Kuran'ın tedricen inme sebebi
"Nihâî amacı Allah’ın iradesi doğrultusunda insanları ıslah etmek olan Kur’ân vahyinin, kendi direktifleri, emir ve yasaklarını beyan etmek için toplumun değer ve toplumda meydana gelen fert ve cemaat bazındaki ihtilâf ve problemleri dikkate alması kadar daha tabii ne olabilir?"
Sayfa 75 - IFAV
Reklam
"Dinde zorlama yoktur" ayetini nasıl anlamalıyız?
"Bu âyet-i kerîmenin ifâdesi vechile; kimse İslâm'a girmek için zorlanamaz. Zâten böyle bir zorlama netîcesinde kalbinde tasdîk bulunmadığı hâlde: "Ben Müslüman oldum" diyen kimse, Allâh nezdinde Müslüman sayılmaz. Bu mânâda "Dinde zorlama yoktur." Ama bir kişi hür irâdesiyle İslâm'ı kabûl ettikten sonra, onun hükümlerini tatbîke mecburdur. Bunu isteyerek yapmıyorsa, Allâh tarafından meşrû edilen zorlama yöntemleri devreye sokulur. Nitekim Ahzâb Sûresi'nin 36. âyet-i kerîmesinde geçen: "Allâh ve Rasûlü, bir iş(in yapılmasına veyâ terk edilmesin)e hükmettiği zaman, îmân eden hiçbir erkek ve kadın için onların emrinden (ayrılma konusunda bir) seçim hakkı yoktur" ifâde-i celîlesi, İslâm'ı seçenlerin, onun hükümlerini tatbik edip etmeme hürriyetine sâhip olmadıklarını, aksi takdirde âşikâre bir sapıklığa düşeceklerini açıkça ortaya koymaktadır. Nûr Sûresi'nin 2. ve 4. âyet-i kerîmelerinde; zinâya yüz, iftirâya ise seksen sopa gibi caydırıcı cezâların takdîri de, Müslümanların günah işleme hürriyetine sâhip olmadıklarını, değilse âhiretten önce dünyâda da cezâya çarptırılacaklarını göstermektedir ki bütün bunlar İslâm'ın, yapılması veyâ terk edilmesi îcâb eden meselelerde gerektiği zaman zorlamaya başvurduğunun açık örneklerinden bâzısıdır. İçki içen ve namazı terk edenler hakkında tespit edilen darp ve hapis cezâları da konumuzun örneklerindendir. (el-Buhârî, rakam:3696, 5/14; el-Meydânî, el-Lübâb, 1/155; İbnü 'Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, 1/352)"
Sayfa 41 - Ahıska Yayınevi
"Bir kimse, insanların düşüncesine göre hareket etmeye ve onların hiç de önemli olmayan görüşlerine değer vermeye başlarsa, kendisine birçok hayır kapısını kapatmış olur. Yapması gereken birçok dinî görevden kendini mahrum eder. Allah’ın seçkin kullarının yolu bu değildir."
Sayfa 50 - Tahlil Yayınları
Zayıf Hadisle amel edilir mi?
Amellerin faziletleri ile tergîb ve terhîb (iyi bir işi yapmaya özendirme, kötü bir işi yapmaktan sakındırma) konularında, uydurma olmadığı sürece zayıf hadisle amel etmek câiz ve makbûldür. Ama helâl-haram, alım-satım, nikâh-boşanma gibi konularda zayıf hadisle değil, sadece sahih veya hasen hadisle amel edilir. Bazı alım-satım veya nikâh-boşanma gibi konuların mekrûh olduğuna (dînin onları uygun görmediğine) dair zayıf bir hadis olsa bile, o zayıf hadisle amel etmemek uygun olur. Şayet onu destekleyen başka deliller varsa, o takdirde o zayıf hadisle amel edilebilir.
Sayfa 47 - Tahlil Yayınları
Amellerin Faziletleri
Amellerin faziletlerine dair bir rivayet duyan kimse, hayatında bir defa bile olsa, o rivayete göre amel etmeli ve böylece o faziletli işi yapanlardan sayılmalıdır. Söz konusu faziletli ameli hiç yapmamak uygun bir davranış değildir; bu sebeple onu elinden geldiğince îfâ etmelidir. Çünkü Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hem Sahîh-i Buhârî hem de Sahîh-i Müslim’de bulunan şöyle bir hadis-i şerifi vardır: عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «وَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِشَيْءٍ فَافْعَلُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ». Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Size bir şeyi emrettiğim zaman, onu elinizden geldiği kadar yapın.”¹ ¹ Buhârî, İ’tisâm 2, nr. 7288; Müslim, Hac 412, nr. 1337.
Sayfa 46 - Tahlil Yayınları
Reklam