Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
Yürürken yolda senin gibi düşünenleri buldukça yolu yürümek kolaylaşıyor.
Her şeyde hemfikir olmak değil bu, en temel yerlerinden bağlanıp sonra başka başka şekillerde var olabilmek. İçinde bir ışık hüzmesi var mesela, daha da parlamaya cesaret buluyor bazı karşılaşmalarla.
Ham bir avokadoya bakıp “Olmamışsın sen!” dememle “Daha vaktin gelmemiş, birkaç günün daha var” demem arasında dağlar kadar fark var.
Olanı söylemekle, olanı suçlayarak söylemek, halinden utandırmak arasında fark var.
Söyleyen için değil belki ama onun için var.
Hem de nasıl var.
Bir çocuğa “Sen bilmezsin bunları,
küçüksün sen!” demekle “Öğreneceksin vakti gelince” demek arasında da büyük fark var.