Oysa, düşlerimi gerçekten gerçekleştirmeye cesaretim olsaydı, beklemektense, işe girişip, en azından, başarısız da olsam, gerçek -ve evet, hak edilmiş- bir yıkıma ulaşabilirdim; ya da, korkaklığımı açıkça kabullenerek, gerçeklere boyun eğip düşlerimi bir kenara atabilir; o zaman da, gene hak edilmiş bir lanetlenmeyi -gerçekten- yaşayabilir; sonunda da pısırık ve sessiz bir ölüm bulabilirdim. İkisini de yapamadım -ne o uca; ne buna, gitmedim...Böylece de ‘ortada’ bıraktım kendimi..