Beşer aklının bilinmiyen âlemleri idrak etmemesi, gayb âleminin mevcudiyetinin inkârını gerektirmez.Onun üzerine düşen gaybı, akıl kudretinin fevkindeki diğer kudrete bırakmak ve öğrenmek istediklerini ise Alîm ve Habir olan, görüleni ve görülmeyeni, gizliyi ve aşikârı bilen Allahü Taâlâ'dan öğrenmektir. Mü'minler bu mevzû'da aklın bu mantığıyla müşerref olmuşlardır ki, bu sıfat müttakilere mahsus sıfatların başta gelenidir.Gaybe îman, insanın hayvanlar âleminden yükselişinin ayrılış noktasıdır. Fakat, her devirde olduğu gibi zamanımızdaki maddeci (materyalist)ler de insanoğlunu geri geri götürmeye ve tekrar hayvanlık âlemine avdet ettirmeye çalışmaktalar. Hislerin ve bilgi hududunun dışında hiç bir şeyin yeri olmayan bu behîmî âleme "ilericilik» adını vermektedirler.
Allahü Taâlâ mü'minleri «Onlar ki gayba inanırlar» sıfatıyla muttasıf kılarak bu felâketten kurtarmıştır. Hamd ve senâlar olsun nimetleri lûtfeden Allah (C.C.)a. Yazıklar olsun «hakkı»bırakıp geriye dönenlere!..