Alda’nın varlığı, içindeki karanlığa dokunmuş, onunla zıt bir dünya taşıyordu. Kendi dünyası ise yorgun, bitkin, neşesizdi. O parlak sesi, umutla bakan gözleri, karşısındaki grilikle çarpışıyordu. Ve Zeno, kendi içinden şu cümleyi geçirdi:
“Benim imkânsızlığım… onun mümkünlüğüydü.”