Özlemek. Özlemek herhangi bir duygudan çok daha sahici değil mi? Seven, sevdiğini hissettiren, veya akla gelebilecek tüm hoş davranışları yapsa da bir insan bir insanı özlemiyorsa orada yeterince gerçek bir şey yoktur. Bu bahsettiğim özlemek hayatının bir alanında kendini boşlukta hissedip, bir şeyler yapması gerektiğinin sinyallerini alan, o bir şeyler yapma yani değişme eyleminin bilinmezliğinden içten içe korkup kendini bilmediği denizlerdense bildiği leğen sularına atmaya kalkışan eski sevgili özlemeleri değil. Bu tarz bir şey zaten özlemek değil. Bu sadece kişinin kendi ve hayatından kaçış mastürbasyonu yapmak için başka birini obje olarak kullanması. Gerçek bir özleme ayrı bir şey. Birini hatırına getirdiğinde bile içinin huzur dolabilmesi. Anıları sevebilmek. Yeni anılar için, yeni gerçekler için kafada yeni bağlantılar kurmaya çalışabilmek. O kişiyi bir obje yerine bir paylaşımcı konumuna getirebilmek. Birini özleyebildiğimde mutlu oluyorum. Birini gerçekten özleyebildiğimde mutlu oluyorum çünkü o bireyi sevmiş olduğumu hissedebiliyorum. Birilerini ''gerçekten'' özlemek yani birilerini sevmek kıymetli bir şey. Sevebilmenin zor olduğunu düşünüyorum. Bir miktar sevmek öyle değil. Evinin önünde oturan yaşlı kadını onu tanımasam da bir miktar sevebiliyorum. Bir miktarlar da kendi içinde bir dinamik kuruyor. Bir miktar sevebilmem için de bazı sebepler gerekiyor ama sevmek...Birini sevebilmek çok fena bir şey. Özellikle kendinizi bildiniz bileli ilgi çekici şeyler bulmak konusunda sıkıntı çeken biriyseniz ve kafanızı her şeyi kategorileştirme ile bozmuşsanız eğer bir kişiyi sevmekte çok ayrı bir huzur buluyorsunuz. Bu hem o kişiyle alakalı oluyor hem de o kişiyle alakalı olmuyor. Bir kısmı sizinle alakalı. Birileriyle aynı şişeden su içmeyi iğrendirici bulsam da