Kapitalist Rant Üzerine Kitap İncelemesi
Puan vermedi·323 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:14
Kitap, kapitalist sistemde rantın nasıl üretildiğini ve özellikle kentleşme, toprak ve sermaye birikimi üzerinden nasıl eşitsizlik yarattığını açıklayan güçlü bir çalışma. Kitap genel olarak etkileyici ve sorgulayıcı; özellikle politik iktisat ve şehir ekonomisini anlamak için iyi bir anlatım sunuyor. Fakat dili zaman zaman yoğun ve teorik olduğu için okumayı zorlaştırabiliyor ve farklı iktisadi yaklaşımlara daha az yer veriyor. Buna rağmen kapitalizmin görünmeyen mekanizmalarını anlamak isteyenler için oldukça değerli bir eser....
Kapitalist Rant ÜzerineKarl Marx · Sol Yayınları · 197610 okunma
Mithat Cemal Kuntay - Üç İstanbul
Puan vermedi·648 syf.··
2026 16. kitabı
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar. Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer. Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,381 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·418 syf.··
2026 125. kitabı
İstanbul’un kalbinde, Beyoğlu’nun o ışıltılı ama bir o kadar da tekinsiz ve karanlık sokaklarında işlenen bir cinayetin izinde, şehrin hafızasına ve insan ruhunun dehlizlerine doğru uzanan sürükleyici bir polisiye. Ahmet Ümit, Başkomser Nevzat’ın rehberliğinde bizi rant kavgalarının, eski kabadayıların, yoksul göçmenlerin ve kayıp hayatların arasında gezdirirken; kentsel dönüşümle yok olan bir semtin ağıtını ve "abilik" raconunun çöküşünü muazzam bir atmosferle yüzümüze vuruyor.
Beyoğlu'nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,5bin okunma
9/10
·418 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 19:06
Kitabı yeni bitirdim ve hâlâ etkisinden çıkamadım. Ahmet Ümit’in kalemini zaten severim ama bu kitap beni bayağı sardı. Yılbaşı gecesi Tarlabaşı’nın arka sokaklarında bulunan o yakışıklı cesetle başlıyor her şey. Başkomiser Nevzat ve ekibi olayı çözmeye çalışırken, sadece bir cinayet soruşturması yapmıyorsunuz; İstanbul’un, özellikle Beyoğlu’nun ve Tarlabaşı’nın değişen yüzünü, rant kavgalarını, eski mahalle kültürünün yok oluşunu ve insan ilişkilerindeki çarpıklıkları da derinlemesine görüyorsunuz. Ahmet Ümit yine harika bir iş çıkarmış. Polisiye kurgu çok akıcı, tahmin yürütmeniz için sizi sürekli tetikte tutuyor ama hiçbir zaman ucuz ters köşelerle oynamıyor. Karakterler çok gerçekçi; Nevzat’ın o olgun, biraz yorgun ama hâlâ idealist hali, Ali’nin sokak zekâsı, hatta yan karakterler bile çok dolu. Engin Akça’nın etrafındaki sırlar açıldıkça hem gerilim artıyor hem de “acaba bu sefer katil kim?” diye sayfaları hızlı hızlı çeviriyorsunuz. En çok hoşuma giden tarafı ise Ahmet Ümit’in İstanbul’a olan sevgisi ve eleştirisiydi. Semtin dönüşümünü, insanların yerlerinden edilmesini, paranın ve gücün her şeyi nasıl yuttuğunu öyle güzel anlatıyor ki, okurken hem üzülüyorsunuz hem de öfkeleniyorsunuz. Polisiye roman sevenler için muhteşem, İstanbul’u sevenler ve toplumsal konuları sevenler için ise ekstra katmanları var. Kısaca: Hem eğlendim hem düşündüm hem de duygulandım. Ahmet Ümit’in en iyi işlerinden biri bence. Mutlaka okuyun derim, hele Tarlabaşı’na, Beyoğlu’na bir bağınız varsa bu kitap sizi daha da etkileyecek. 10 üzerinden 9 veriyorum. Harika bir okuma deneyimiydi!
Alıntı
Beyoğlu'nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,5bin okunma
10/10
·208 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 14:39
Yazarın ikinci kitabı, benimse okuduğum ilk kitabı. Sonlardan oluşan kitap, beni her bölümüyle çok etkiledi. Uzun zamandır bu kadar sıcak ve içine alan, akıp giden bir şey okumamıştım. Yazarın bu anlamda dilinin iyi olduğunu düşünüyorum. Servi ağacını kurtarmak için; Suna'ya yardım eden insanlar, arka planda işlenen kadın hikayeleri, bir sürü insanın Servi ağacına ve üç güzellere inanıp, rant için bölgeye yerleşmeye çalışan şirketten orayı kurtarması, 'mümkünleri' hatırlattı bana. Okuru bol olsun.
1000Kitap
Servi Nine ve Üç GüzellerArlin Çiçekçi · İthaki Yayınları · 2024813 okunma
Puan vermedi·154 syf.··
2026 12. kitabı
·
176 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 23:50
Kur’an bize yeter söylemiyle sadece Kur’an diyenlere cevap niteliğinde kitap yazan Enbiya hoca bu kez hadisleri tümden reddedenlere karşı tezlerini çürütmek üzere bu kitabı yazmış. Kitabın giriş kısımlarında esasında yapılması gerekenin kendi dini ikballeri adına rant devşiren, rüya ve kıssalarla halkı yanlış yönlendiren sözde alim pozları takmış tüccarları olması gerektiği yere indirmek olduğunu söylüyor. Zaten bunu yaptığımızda hadisle ilgili problemlerin büyük çoğunluğunu aşmış olacağız. Hadis kitaplarının tartışmasız olmadığını, sıkıntıların daha çok sosyal hayatla ilgili bir takım hadislerde olduğunu, bu durumun hadislerin tamamını inkara götürmesine gerek olmadığını anlatmaya çalışıyor. Kitabın orta bölümlerinde Hazreti Muhammed’in temsil ettiği anlam detaylandırılmış Allahın elçisi Kur’an‘ı indirip yalnız bırakmayacağını, onu açıklattıracağını, ayetlerden örneklerle anlatmış. Burada bir problem yok, ilerleyen kısımlarda asıl problem görülen konunun hadislerin sıhhatinde olduğu belirtilip hadis alimleri ile ilgili incitici yorumlar yapmadan eleştirilebileceği belirtiliyor. Bana göre kitabın sonlarına doğru, olması gereken, ancak genel alimlerimize baktığında pek görmediğimiz şekilde çok radikal bir pencere ortaya koyuyor: örneğin 119. sayfada mezhep düşmanlığı yerine, delillerden hareketle bazı fetvaların güncellenmesini hiçbir sakınca olmadığını açık bir şekilde söylüyor. Burada dipnot şeklinde Mecelle’ya atıf yapıldığını görüyoruz: “ezmânın teğayyürü ile ahkâmın teğayyürü inkar olunamaz” yani zamanın değişmesi ile hükümler değişebilir diyor, bu hususta İslam hukukunda ahkamın değişmesi Mehmet Erdoğan’ın kitabını da okuyacağım hoca atıf yapmış. Son bölümde Hazreti Peygamber’in dini uygulamalarının mesela ibadetin eda şeklini alıp kenara koyalım, hukuksal
Hadislere Gerek Yok SöylemiEnbiya Yıldırım · Diyanet Vakfı Yayınları · 2020206 okunma