Kitabı bir nefeste okudum. Öyle bir çekti ki beni içine hem hemen bitmesin hem de bitsin de bütün sırlar çıksın ortaya istedim. Kitap o kadar güzel konulara değinmiş aynı evde büyümelerine rağmen farklı karakterler, aynı evin içinde herkesin sırları, herkesin doğrusu herkesin hayata bakış açısı, kardeş,anne,baba kavramı daha bir sürü detay belki de ve yazar bunu o kadar yalın, sade bir dil ile anlatmış ki hiç okurken yormadı. Ben çok sevdim önyargılı başladığım bir yazarın kitabını şimdi diğer kitaplarını merak edecek kadar sevdim
Modern dünya da insan ilişkilerine dair umut veren bir roman, okurken bir çırpıda okuyup bitirmek istedim çünkü herşey birgün geçecek bu kötü zaman bitecek yada üzüldüğün ne varsa belki daha iyisi seni bulacak, o çiçekler kış bitiminde açacak gibi. Kitabı okurken doğallığı, samimiyeti hissediyorsunuz; okurken keşke o çamaşırhaneye bende gidebilsem ve belki aklımdaki sorulara bende cevap bulabilirim diye düşünmedim desem yalan olur. Çok keyifli bir kitaptı..
Matt Haig'in hayat, seçimler ve pişmanlıklar üzerine düşündüren büyüleyici bir romanı. Yaşamda yaptığımız veya yapamadığımız seçimler üzerinden pişmanlıklarımızla yüzleşmeyi ele alırken, Ya şu seçimi yapsaydım?" sorusunu sıkça soranlar için , hayatta başka ihtimallerin peşinden gitmenin ne anlama geldiğini keşfetme fırsatı sunuyor. Sonunda ise aslında size kimin ve neyin değerli olduğunu çok güzel bir şekilde size veriyor. Okurken hem duygusal hem de felsefi bir yolculuğa çıkararak belki de doğru zaman yada mekan yoktur; doğru olan şimdiki yaşadığın andır dedirten bir kitap oldu.
Aradığın Şey Kütüphanede Saklı, okurken zevk alarak okuduğum bir kitap oldu. Dili oldukça sade, duru ve akıcı olması kitabı daha kolay okunabilir kıldı gerçi ben bu tarz kitapları daha çok seviyorum çünkü okuyana bir sohbet havası veriyor bu da beni kitabın içine daha çok çekiyor. Roman, bir kütüphanede geçen ve farklı karakterlerin hayat hikayelerine odaklanan bir anlatıya sahip. Kütüphane, gelen sıradan insanların hayatlarındaki boşlukları doldurmak, hayallerini yeniden canlandırmak ve cevaplar bulmak için bir köprü görevi görüyor. Kütüphanecinin gizemli bir rehber gibi davranması ve küçük bir kitap önerisiyle insanların hayatını değiştirmesi, hayatımızdaki küçük detayların ne kadar büyük farklar yaratabileceğini düşündürüyor. Ayrıca, kütüphanenin bir metafor olarak hayaller ve cevaplar arasında bir köprü görevi görmesi, hem düşündürücü hem de umut verici bir detay.
Hyunam-Dong Kitabevi gerçekten okuyucusunu içine çeken, sıcak bir hikaye tadı veriyor. Hikayenin sizi tamamen içine alması, oradaymışsınız gibi hissettirip karakterlerle duygusal bağ kurdurması güzel ama bu bağ bazen yorucu bir yoğunluk yaratabiliyor; sanki hikayeye dışarıdan bakabilme şansı bırakmıyor ve olayların tam ortasında tutuyor.
Kitabı okurken en çok hissettiğim duygu ise ;
"Mutluluk her zaman basit şeylerde mi saklı, yoksa o küçük şeylere odaklanmak bir kaçış mı?"