Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar bizde o kuvvetin de mahvolduğu vakitlerdir ki onun yerine geçen etkili bir sakinlik, en şiddetli keder gözyaşlarından daha kalp yakıcıdır.
Hiçbir yola ize sahip olmayan.
Hiçbir yeşil yaprak yok, hepsi ölgün,
Hiçbir dal yok düzgün, hepsi boğum, hepsi düğüm,
Hiçbir meyve yok, sadece zehirli dikenler ürün.
Sevgi ki azat etmez sevmekten sevgiliyi,
Onun güzelliğiyle çekti raptetti beni,
Ve hala terk etmedi gördüğün gibi.
Sevgi, götürdü ikimizi birlikte ölüme,
Canlarımızı alanı ise Kabilya beklemekte.