“Gel bak, sana bir şey göstereceğim.” diye mırıldandı dostane bir tavırla.
Onu galerinin sonuna götürüp, kömür katmanının ortasındaki bir yarığı gösterdi. Yarıktan kuş ötüşüne benzer hafif bir ses, belli belirsiz bir tıslama geliyordu.
“Elini koysana, esintiyi hissedeceksin… Bu, grizu.”
Etienne afalladı. Madeni havaya uçuran o korkunç şey bu muydu?
Bir kereye mahsus yaşanan her an
kendi hatasını bir daha düzeltilemeyecek biçimde
içinde barındırır.
Bana kanatlarımı bıraktırdılar,
Bana ihaneti öğrettiler.
Başka haber yok.
Kafenin içine göz gezdirdikten sonra başını bir kez daha eğdi, bu seferki kafeyi selamlamak içindi. Sonra da kafasındaki bütün soru işaretlerinden kurtulmuş olarak kafeden çıktı.