*İnceleme amacıyla gerekli spoilerlar içerir*
Düşüncenin yasak olduğu, fikirlerin öldürüldüğü, özgürlüğün adının dahi geçmediği kabus gibi bir dünya düşünün. Eminimki çokta yabancı gelmeyecektir. Kahramanımız Winston bu sistemin içinde kalarak bilinçli bir insan olmanın bedellerini ödemektedir çünkü anlatılan dünyada o bir suç işlemiştir. O, bir insanın en doğal haklarını istemiştir. Çevresinde gördüğü bütün insanlar bu acımasız sistemce yozlaştırılmış ve boyun eğmiş olanlar kendisini bu kâbusun içinde yalnız bırakmıştır.
Winston halkın robotlaştığının bilincinde olduğu için düşünceleriyle bir başına kalmak durumundadır. Ne yazıkki bununda önüne engel konuluyor ve elinde kalan tek şeyin yani yasal olmayan özgür düşünmenin de sistem tarafından kısıtlandığını görüyoruz. Orwell burda şahsımca çok yerinde bir tespit yapmış. Nedir bu bahsettiğim, insanların hayatı düşünmeye sorgulamaya ve gerçekleri irdelemeye çalışmasını engellemek için ülke içinde kullanılan dilin kelime haznesini gerekli kelimeler(!) dışında sürekli azaltarak ve birden fazla anlama gelen çağrışımsal kelimeleri ya tekduzelige indirgeyerek ya da yok ederek önlem alınmasının etkisi görülüyor. Böylece kısıtlı kelime dağarcığı halkın günlük ihtiyacı dışında hiçbir gereksinimini karşılamadığı için programlanmış bir robot gibi sadece istenileni ve bilineni yapan bunun dışına asla çıkamayan dünya üzerinde hiçliği oluşturan bir insan topluluğu oluşturuluyor. Aslında bununlada bitmiş değil kelimelerin anlamlarını tezatlıklarla aşılama, 2 dakika nefret , çiftdüşün gibi birçok tekniklerle toprak, sermaye niyetine halkının özgürlüğünü sömüren bir sistemden bahsediyoruz.
Çiftdüşün, kişinin gerçekleri bile isteye yalan haberlere çevirmesi ve bunu bildiği halde kendi oluşturduğu yalan haberlere inanması