Kitabı okuyan birçok okur, Raskolnikov'un suçunu itiraf etmesini istememiştir. Çünkü Raskolnikov, vicdanıyla olan en ağır hesaplaşmayı zaten kendi içinde vermiştir. Kendi ruh dünyasında acıyı, pişmanlığı ve yalnızlığı en derin biçimde yaşamıştır. Bu yüzden okurların ona karşı öfkesinden çok merhameti ağır basar. Çünkü bazen insanın vicdanı, mahkemelerin verebileceği en büyük cezadan bile daha ağırdır. Raskolnikov, işlediği suçtan ziyade; düşünceleriyle, sorgulamalarıyla ve çektiği içsel acıyla hatırlanır. Dostoyevski, onun üzerinden insan ruhunun karanlığını, vicdanın kaçınılmaz hükmünü ve kefaret arayışını anlatır. Belki de bu yüzden okurlar, Raskolnikov'un teslim olmasını değil, kendi içinde yeniden doğmasını isterler. Çünkü asıl yargı, mahkeme salonlarında değil, insanın kendi vicdanında gerçekleşir; ve o mahkemede en büyük yargıç yine insanın kendisidir.
"Raskolnikov: Gücümü içimdeki güçsüzlükle savaşırken kaybettim."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Kime anlatırsan anlat hiç kimse seni anlamayacaktır" diye devam etti Raskolnikov, "Ama ben anladım seni. Sana ihtiyacım var, bunun için geldim sana."
Bir Raskolnikov olmak, cinayet mazereti olmadan.
Dostoyevski, "Suç ve Ceza" adlı romanında, şöyle der:
Başkalarının zavallılığına bakıp kendi haline şükredenlerden tiksiniyorum.
Dostoyevski bir dehadır...
Hatta galiba bu beşerin rengini herkesten daha iyi taşıyan bir dehadır. Müthiş bir gözlem gücü, yazma kapasitesi vardır ve ruhsal analiz abidesidir. İnsanın kaderinin tasvircisidir. Her şeyini okuyun ama Suç ve Ceza ile Karamazov Kardeşler'i okumadan roman okuduğunuzu söylemeyin. Puşkin'de ise bir başka deha, dil dehası vardır.