Toplumsal çürümenin aslında bireyin iç dünyasında başlar. Bir toplumun adaleti zayıfladığında, vicdanı sustuğunda ve samimiyeti kaybettiğinde, bunun etkisi yalnızca kurumlarda değil; insanların ruhunda da hissedilir. Çünkü toplum, onu oluşturan bireylerin aynasıdır. L Eylül - Mehmet Rauf
1923 TÜRKİYE CUMHURİYETİ KURUCULARI YAŞ ORTALAMASI 41.5
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurtaran ve kuran kadro 1. Mustafa Kemal ATATÜRK, 42 yaşında Başkomutan Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı. 2. İsmet İNÖNÜ, 39 yaşında Kurtuluş Savaşı'nın Batı Cephesi Komutanı, Lozan Belgesi, İlk Başbakan ve 2. Cumhurbaşkanı. 3. Fevzi ÇAKMAK, 47 yaşında ilk Genelkurmay Başkanı ve Mareşal. 4. Kazım KARABEKİR, 41 yaşında Doğu Cephesi komutanı ve TBMM Başkanı. 5. Ali Fuat CEBESOY, 41 yaşında Batı Cephesi Komutanı ve Diplomat. 6. Rauf ORBAY, 42 yaşında Deniz Kuvvetleri Komutanı ve İlk İcra Vekilleri Heyeti Reisi (Başbakan) 7. Refet BELE, 42 yaşında İçişleri Bakanı ve Cephe Komutanı. 8. Fethi OKYAR, 43 yaşında TBMM Başkanı ve Başbakan. 9. Yusuf AKÇURA, 47 yaşında Dönemin ileri gelen İdeologlarından Tarihçi ve Siyasetçi. 10. Kazım ÖZALP, 41 yaşında TBMM Başkanı ve Milli Savunma Bakanı. 11. Adnan ADIVAR, 42 yaşında Sağlık Bakanı Yazar ve Siyasetçi. 12. Mahmut Esat BOZKURT, 31 yaşında İlk Adalet Bakanı ve Türk medeni Kanunu'nun mimarı. (Hemşerimdir.)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Er Rahman, Er Rauf, El Vedud
Siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekilerde size merhamet etsin.. (SAV)
O SENSİN
O SENSİN Mahzun gönüllere şifa, Onulmaz dertlere deva Kalbe safâ, ruha vefa O Sensin Ya Resulullah... Kâinat özünde mânâ Sevgin galiptir zamana Adın yazılmış imana O Sensin Ya Resulullah... Hayatın, tefsir Kur'ana Ahlâkın, rehber insana İttiba yaraşır cana O Sensin Ya Resulullah... Bizi apaçık uyaran Rauf ile Rahim olan Ümmet için kalbi yanan O Sensin Ya Resulullah... Evvela kul, insan olan, Güneşler yüzünde solan Yetime kol kanat olan O Sensin Ya Resulullah... Yalnız Rabb'ine dayanan Miraç ile Hakk'a varan "İki yaydan yakın" olan O Sensin Ya Resulullah...
Müzik
EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...
DENİZLİ'DE ''HORASAN'DAN ANADOLU'YA'' BAŞLIKLI BİR ETKİNLİK DÜZENLENDİ...  KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 11 Haziran 2026 Perşembe günü, saat.18.30'da;Türk Ocakları Denizli Şubesi Binası-Denizli adresinde, ''Horasan'dan Anadolu'ya'' başlıklı bir etkinlik düzenlenmiştir. Özbekistan'dan gelen 6 konuşmacının isimleri aşağıdaki şekildedir. Respublika Maneviyat ve Marifet Merkezi'nden Bekzod Abdirimov. Urgenç Devlet Pedagoji Enstitüsü'nden Umarjon Xujamuratov, Celaleddin Mengüberti Vakfı Başkanı Mumin Madaminov. Urgenç Devlet Üniversitesi'nden Jafar Madraimov, Respublika Maneviyat ve Marifet Merkezi'nden Tolibjon Sobirov ve Urgenç Devlet Pedagoji Enstitüsü'nden Yetmishboy Abdullaev, isteyen herkes bu etkinliği ücretsiz olarak izleyebilir.   **************************************************************************************************** SAMSUN'DA ''CUMARTESİ EDEBİYAT SOHBETLERİ''NE GELECEK OLANLARA ÜCRETSİZ ÇORBA VE ÇAY İKRAM EDİLECEK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 13 Haziran 2026 Cumartesi günü, saat 12.00'de;İlkadım Kent Konseyi-100. Yıl Bulvarı (1.Dolmuş Hattı Lokali bitişiği) İlim Yayma Vakfı yanı İlkadım-Samsun adresinde, şiir-türkü-kitap tanıtımı-edebiyat sohbetleri yapılacaktır. Samsun İlkadım Belediyesi ile Samsun Yazarlar Birliği Başkanı Ahmet Seven'in ve yöneticilerinin birlikte organize ettiği etkinlik sırasında gelen gazeteci-yazar-şair-edebiyatçı ve dinleyicilere ücretsiz olarak çorba ve çay ikramı da yapılacaktır. Samsun Yazarlar Derneği bu uygulamayı her hafta Cumartesi günleri aralıksız olarak sürdürmektedir, ilgilenenlere önemle duyurulur. **************************************************************************************************** MAVİ YOL DERGİSİ'NİN 1.YILI BİR PROĞRAMLA KUTLANACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 15
Batı müziğindeki "bireysel bestekâr ve telif" anlayışının aksine, bizde kolektif bir estetik ve derin bir saygı kültürü hakimdir. Mevlevi kültüründe "ben" demek, ego göstermek hoş karşılanmaz. Bir bestekâr, Dede Efendi gibi bir dehanın eserine harika bir melodi eklese veya bir geçişi (terennümü) zenginleştirse bile, oraya kendi adını yazmayı bir hürmetsizlik ve kibir olarak görür. Amaç eseri güzelleştirmektir, kendi adını parlatmak değil. Bu yüzden eklemeler ana gövdenin içinde erir ve eser yine Hammamizade’nin adıyla anılmaya devam eder. Türk musikisi yüzyıllar boyunca notayla değil, meşk sistemiyle (hocadan talebeye sözlü aktarımla) yaşadı. Bir eser İstanbul’daki Yenikapı Mevlevihanesi’nde farklı, Konya’da veya Kahire’deki mevlevihanede küçük nüanslarla farklı okunabiliyordu. Her tekkenin başındaki kudümzenbaşı veya neyzenbaşı, esere kendi üslubunu ve "tuzunu biberini" katıyordu. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında bu ayinler notaya dökülmeye başlandığında (Rauf Yekta, Suphi Ezgi, Sadettin Heper gibi üstatlar tarafından), her hoca kendi hafızasındaki ya da kendi ekolündeki versiyonu yazıya geçirdi. Bugün denk geldiğimiz farklı versiyonlar, muhtemelen farklı mevlevihanelerin hafıza kayıtlarının günümüze ulaşmış halleridir. Bizim geleneğimizde bir eser, ilk bestelendiği an biten donmuş bir heykel değildir; nehir gibidir, aktıkça yeni kollarla beslenir ama yatağını ilk açanın (yani Dede Efendi'nin) adını taşımaya devam eder. Mevlevi ayinleri bu tamamlama ve ekleme meselesinin en yoğun yaşandığı, adeta bir laboratuvar gibi işlediği yerdir. Aslında bu durum, ayinin sadece "dinlenmek için" yazılmış bir konser eseri değil, doğrudan bir ritüelin (mukabelenin) yaşayan, nefes alan bir parçası olmasından kaynaklanıyor. Mevlevi ayinlerindeki bu ekleme, genişletme ve
1000Kitap