Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bundan 30 yıl önce, hapishanenin birinde devrimci bildiğim insanlar, yine devrimci bildiğim yoldaşlarını öldürdüklerinde, önce onlara olan inancımı kaybettim, sonra oturup şu devrimleri yeniden okuyup araştırdım. Gördüm ki meğer 1789 Fransız Devrimi'nden bugüne hikâye ayrı hikâye. Eski devrimciler de, şimdi bizimkiler de, ilk önce kendi yoldaşlarını öldürmüşler. Bu hikâyeleri yazmaya karar verdiğimde şunları iyi biliyordum: "Hapishaneleri yazmak yeni bir şey değildir ama hapishane içinde hapishaneyi yazmak yeni bir şeydir. Devrimcilerin kahramanlıklarını yazmak yeni bir şey değildir ama devrimcilerin nasıl yoldaş katili olduklarını yazmak yeni bir şeydir."
On yıllık hapishane deneyimim işte bu kalemin izini sürerek geçti. Eli kılıçlı olanların egemen olduğu koğuşlarda kalemle dolaşmanın kolay olmadığını, yolu hapishaneye düşmüş olanlar iyi bilirler. Kalemin izini sürmüş olmaktan hiç pişmanlık duymadım. Keşke daha fazla vaktim olsaydı da daha çok kitap okusaydım, günlükler tutsaydım. On yılda edebiyata gönül vermiş bir insan neler yapabilirse onları yapabildim. Kuşağımdan başkaları hapisliklerini örgütlerinin kılıcını sallamakla geçirdi. Gün oldu örgüt kılıcıyla yoldaşlarını öldürdüler, zamanı geldiğinde de aynı kılıçla öldürüldüler. ("Yoldaşını Öldürmek" kitabın sol örgütlerin bu eli kanlı trajedisini anlatır.)
İlk o günlerde anladım, ihtiyacım olan şeyin yalnız kalmak ve bolca düşünmek olduğunu. Bekleme koğuşunda kendimi düşünmeyi öğrendim. Meğer daha önceleri kendimi hiç düşünmemişim. Kendini düşünmeyen bir insanın başkalarını düşünmesinin ne kadar saçma olduğunu da o günlerde öğrendim.
Türkiye bu dönemde Ekvador'dan en çok ithalat yapan ilk 5 ülke arasına girdi. Türkiye; Irak, Türki cumhuriyetler, İran, Suriye (iç savaş sonrası) için atlama noktasıydı.
Aslında bu ülkelere sadece muz servisi yapılmıyordu. Kokain de muzla birlikte Türkiye'ye sokulduğu gibi, bu ülkelere de gönderiliyordu. Suriye'de karışıklık başlamadan önce kokainin bir kısmı oradan dağılıyordu. Ama iç savaş çıkınca oradaki karteller Türkiye'yi özellikle Mersin'i seçti.