raveniole

raveniole
@raveniole
7 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

raveniole

, bir kitap okudu
Puan vermedi·79 syf.·
2021 8. kitabı
Samih Rifat
8.7/10 · 46 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
-normal’ davranışın patolojisi, kendinden vazgeçişin sonucu olarak uzlaşmanın patolojisi olarak gizlenir. -Kaderimiz üzerinde belirleyici olma iktidarı, asla bu sorumluluğu taşıyacak güçte olmamalarına rağmen tam da böyle insanlara teslim edilir. Ama bunun nedeni aynı zamanda bu insanların, gerçekçiliğe ve güce dair kendi fantezilerimizi temsil etmeleridir. -Şizofrendeki yarılma, duygu bütünlüğünü, yani iç dünyasıyla temasını koruma çabasıdır. Onun deliliği aslında bütünlük olmayan dayatılmış ve ısmarlanmış bir bütünlüğe karşı çıkıştır. Örneğin bir başkasına acımak, kendini üstün hissetmek veya karşıdakini aşağılamak için duygudaşlık kullanıldığında şizofren bunun karşısında herhangi bir duygu uyumu göstermez. Uzlaşanların, kaygı veya sevecenlik belirten bir tepki beklediği yerde şizofren gülecektir. Bu nedenle şizofrene gerçeklikle ilişkisi olmadığı ve yarılmış olduğu tanısı konur. -Açıklayıcı model olarak dürtü kavramı, özerklik için mücadelenin çocuğun gelişimindeki temel sorun olduğunu görmeyi engellemiştir. -Zayıflık duygusuyla sıkı bir bağ içinde olan kendi uzak geçmişlerinde, anne babalarının istismar edici sevgisini emir üzerine ‘gerçek’ sevgi olarak algılamak zorunda kaldıkları için kendi insanlıklarıyla olan ilişkileri hasar görmüştür.
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Yaşam tarzı ve protesto olarak delilik. Freud insanlardaki yıkıcılığın kökenini insanın doğasında var olan ölüm dürtüsüne mal ederken, bu görüşe karşı çıkan psikanalist Arno Gruen, insandaki yıkıcı ve ölümcül edimin kişinin, yanıltıcı bir iktidardan pay alma uğruna kendisine ihanet etmesinden kaynaklandığını savunmaktadır. Bunu savunurken de kendilik nefreti, ölüm saplantısı, nesnelleştirilmiş şiddet, erkek miti ve kadına özgü kendilik değeri, nazizm, uzlaşma, isyan, iç boşluğun ifadesi olarak güçlü erkeklerin güç politikası, yaşam politikası olarak delilik ve karşı çıkış olarak delilik gibi birçok enfes konudan daha bahsetmektedir.
Normalliğin DeliliğiArno Gruen · Çitlembik Yayınevi · 2020410 okunma
-Yürüyerek kimlik fikrinin kendisinden, biri olma, bir isim ve hikayeye sahip olma isteğinden kaçarsınız. Yürürken biri olmama özgürlüğünü yakalarız, çünkü yürüyen bedenin tarihi yoktur, o sadece hareket halindeki kadim yaşamdır. -Mümkün mertebe az oturmalı; açık havada yürürken doğmayan, şenliğine kasların da katılmadığı hiçbir düşünceye güvenmemeli. Önyargıların hepsi bağırsaklardan gelir. -Yürüyüş burada Kant’taki gibi işe ara vermek ya da oturmaktan kamburu çıkmış, iki büklüm olmuş vücuda yapılan asgari bir temizlik değildir. Nietzsche çalışmak için yürümek zorundadır. Dinlenmenin, hatta refakatçisi olmanın bile ötesinde, Nietzschenin tam olarak parçasıdır yürüyüş. -İnsan burnunu tarihlere, olaylara gömdüğü anda, her şey kişinin kendi özgünlüğünün içine sıkışır. Oysa kurgulamaya, mitlere, ortak kaderler inşa etmeye ihtiyaç vardır. -Aslında bizi yalnızlığa sürükleyen çoğunlukla başkasıyla karşılaşmaktır. Sohbet kendinden ve farklılıklardan bahsetmeye götürür kişiyi. Ve bu başkası bizi, tarihimiz ve kimliğimiz içindeki, bencil ve yalanlar söyleyen özümüze taşır yavaş yavaş. -Geçmişten alınacak ders yoktur, zira ders almak eski hataları tekrarlamaktır. İnsan tam da bu yüzden yaşlılara pek güvenmemeli ve onların sözde ‘deneyimlerini’ (tekrarladıkları hataların yüklü toplamıdır bu sadece) kabul etmemelidir. İnsan sadece güvenin kendisine güvenmek zorundadır: tazeliğe.