Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar kıyamet gününde kepekten arınmış undan yapılan bir ekmek gibi bembeyaz, içinde sığınağı olmayan (dümdüz) bir arazi üzerinde haşrolunur." ​Râvî (kendisinden bunun mânâsı sorulduğunda) dedi ki:" Hadîsin metninde geçen Afrâ çiğnenmemiş beyaz toprak demektir. Naki ise kepekten arınıp elenmiş un demektir. Mâlem ise, örten bir bina, görmeye mâni olan bir değişiklik demektir”.
Sayfa 160·Kitabı okuyor
Din
“Biliyor musun?” “Senin de yalanlarının da cehenneme kadar yolunuz var.” “Ben zaten cehennemdeyim, Ravi.” “Bir süredir oradayım.” “Düşüşüm, gözlerimi sana diktiğim anda başladı.” “Her bakışla, her hassas dokunuşla, boşluğa biraz daha düştüm.”
Sayfa 221 - Artemis yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
“Seni seviyorum,” diye fısıldadım dudaklarına. Beni göğsüne o kadar sıkı bastırdı ki nefes almakta zorlandım. “Sevginin sana karşı hissettiklerimi anlatmak için yeterince güçlü bir terim olduğunu sanmıyorum, Ravi,” dedi öpücüklerin arasında. “Keşke bunu tarif edecek kelimeleri bulabilseydim. Kalbimi sarmalayan güzel bir alev gibi, tam anlamıyla yanan bir deliliğe dönüştü. Diğer her şey onun ışığının yanında önemsiz kalıyor.” “O zaman birlikte yanalım,” dedim ve tırnaklarımı ensesine geçirdim.
Sayfa 268 - Artemis yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Dul kaldığın gece sana evlenme teklif etsem garip olur muydu?” diye mırıldandı ağzımın içinden. “Bilmem. Olur muydu?” Kahkaha attım. "Kimin umurunda? Zaten resmi olarak ölüyüz.” Eğildi ve beni bakışlarıyla yerime sabitledi. “Benimle evlenir misin, Ravi bebeğim?” Alt dudağım dişlerimin arasına alıp ısırdım. “Evet.”
Sayfa 282 - Artemis yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Konuşmacılardan birisi de ABD veya İngiltere'den gelen Hayrettin Yücesoy idi. Bu zat konuşmasında bir hadis-i şeriften bahsetti. Bahsettiği hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyuruyor: "Bir zaman gelecek, siz onları o derece taklit edeceksiniz ki, onlar bir kertenkele deliğine girseler siz de gireceksiniz." Ashab-ı kiram soruyor: "Yâ Resûlallah, onlar dediğiniz Hıristiyan ve Yahudiler mi?" Resûlüllah, "Ya kimler olacak!" buyurdu. Hayrettin Yücesoy, bu hadis-i şeriften bahsettikten sonra, bunun aslında hadis olmadığını söyledi ve "Nitekim bu söylenenler gerçeklere de uymuyor" dedi. Oysa aksine tamı tamına gerçeklere uyuyordu. Bugün Müslümanlardan büyük bir kısmının gayr-i müslimleri tanı tamına taklit ettiğini kim inkar edebilirdi ki? Neyse... Bu arada, sorusu olanların konuşmanın sonunda sorularım yazılı olarak sorabilecekleri söylendi. Ben de şöyle bir soru sordum: "Bahsettiğiniz hadis-i şerif, râvî ve metin tenkidinden geçmiştir. Mevzu (uydurma) hadisler içinde de yoktur. Dolayısıyla hadis ilmine göre gerçek ve doğru bir hadistir. Buna rağmen siz bunun gerçek hadis olmadığın söylüyor-sunuz. Bu durumda siz, hadis ilmine mi itiraz ediyorsu-nuz, yoksa Peygamberimiz'e mi itiraz ediyorsunuz?" Bu sorumun yazılı olduğu kâğıt önüne gelince, Hayrettin Bey içinden okudu ve soruyu dinleyicilere kendi ifadesine göre aktardı. Fakat aktarırken, benim sorumu adeta konuş-macıya yani kendisine hakaret edercesine sorduğum şekilde söyledi. Bunun üzerine ben oturduğum yerden kalkıp, "Efendim o soru bana ait. Benim ifadelerim öyle değil. Burada beni tanıyan birçok kimse var. Benim öyle bir ifade kullandığımı zannederler. Lütfen benim sorumu yazdığım gibi okuyunuz" dedim. O da, "Benim aynen öyle yazdığımı" söylediyse de ben israr edip yazdığımı aynen okumasını istedim. O da
Nisâ:41
(Biz) her ümmetten (kendilerine) bir şahit (peygamber) ve (Resûlüm!) seni de onların (hepsi) üzerine şahit olarak getirdiğimiz zaman halleri nice olur? Geçmiş ümmetler, peygamberlerinin getirdikleri iman esaslarını, ahlâk nizamını bozduklarından ve kendi arzu ve isteklerine göre yaşadıklarından dolayı hesaba çekileceklerdir. Peygamberleri de onlar aleyhine şahitlik edecek, Hz. Peygamber de bütün peygamberler lehine şahitlik edecektir. Buhârî 'Fezâilü'l-Kur'an' bölümünde şöyle der: Râvî dedi ki: "Bu âyet okunurken Resûlullah (sas.), 'dur' dedi ve (bizim günahlarımıza da şahit olmaktan dolayı) gözlerinden yaşlar dökülüyordu." Oysa biz, kendimiz hakkında bu üzüntüyü duymuyoruz.
Reklam
Reklam