Endymion gelirdi aklına. Bafa Gölü’nde Ay Tanrıçası’na âşık olma olma cesaretini gösteren çoban, Olympos’takilerin gazabına uğramış, ona en büyük ceza verilmişti: Kaderini bilmek. Meğer gelecek denilen o bulanık, o belirsiz perdenin bilinmeden kalması en büyük nimetmiş.
“”Bir gece faytoncu iki atıyla beklerken çok şişman bir adam gelmiş, 150 kilo olduğu tahmin edilen bu adam şehrin bir tepesine gitmek istemiş. Faytoncu çaresizlik içinde kıvranmaya başlamış. Tepeye çıkılan yol dik, buz tutmuş, çıkmak çok zor ama bir yandan da o saatte başka müşteri gelip gelmeyeceği belli değil. Sonunda boynunu bükmüş, “Beyim gel,” demiş, “ama ne olur atların gözünün önünden geçme, arkadan dolan.”