Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın arkadaşım olsaydı da canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.
-Holden-
"Hayatın mimarları, siz de ateşinizi söndürmeyin! Ateşinizi yanık tutun, diğerlerinin ateşlerini de yakın! Her nerede 'inşa ediyorsanız' köyde (bir çiftçi kooperatifinde, okuma kursunda ya da eğitim merkezlerinde) veya şehirde, mecliste, orduda, Eğitim Bakanlığı'nda veya başka bir yerde, nerede olursanız olun daima etrafınızı aydınlatın. Sadece bir an, bir gün, bir hafta ya da bir ay tutuşup sönmeyin. Daima yanın! Sürekli yanın ve başka ateşler yakın...Ateş bir kez sönerse siz ikinci kez yakın, üçüncü, beşinci, yedinci, yüzüncü, bininci kez yakın!
Hiç bıkmadan yakın! Kendiniz parlayın ve diğerlerini parlatın ta ki etrafınız tamamen aydınlığa bürünene dek. Gideceğiniz yolda hemen başarıya ulaşacağınızı sanmayın.Bu yolda takdir ve anlayış yerine alayla, onur ve şan yerine iftira ve nefretle karşılaşabilirsiniz.... Onlarca, yüzlerce, binlerce karanlık güç aydınlık emellerinizi yok etmeye çalışacak ama siz yine de yanın!
~Yanın ve yakın!~ "
Ben sendeyim, sen bendesin, birlikte dünyadayız, dünya da bizdedir, hepimiz bir bütünüz. Dünyaya zarar veriyorsan, insanlara kötülük yapıyorsan aynı zamanda kendine de zarar veriyor, kendini sakatlıyorsundur.
İşte dindarlık budur. Herkese ve her şeye karşı gösterilen temiz, sıcak sevgi duygusudur. Dosta ve düşmana, Tanrı'ya ve kurbağaya, Rafael'e ve taşocağında çalışan işçiye duyulan sevgi..
Hayattaki aşırı düzensizliğin en önemli nedenlerinden birisi herkesin hayatta iyi bir düzen kurmaya çalışması fakat hiç kimsenin hayatın kendisini düzene sokmak istememesidir.