"Diva'nın kim olduğu değil önemli olan. Önemli
olan babasının, yani dedemin gelin kızı ya da bir başkasını öldürmüş olması. Senin aileni, senin halkını katletmiş olması. Bu noktada masumiyet karinesi işlemez. Bana her bakışında ölülerini göreceksin. Yüzleşmek, hesaplaşmak istediğin her şey bende somutlanacak. İstemesen de, reddetsen de böyle olacak. Olmasa bile ben senin böyle düşündüğünü hissedeceğim içimde. Bu toprakların her köşesinde ölüler çıkacak karşımıza ve her seferinde ben yargılanacağım. Hayır deme, bir şey söyleme, ben senin yanında sürekli suçlu kalacağım, sen suçlamasan bile."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Mucizeleri de, efsaneleri de insanlar yaratır. Onlarla varoluşunu açıklamaya, hayatına anlam kazandırmaya çalışır, bunları hep konuşmuştuk. Annen o çocuklardan biri olsa ne değişir bizim için?"
Neden? Neden sağırlaşmıştı, soğumuştu duygularım, bedenim, arzularım? Pişmanlık mı, suçluluk mu, kurulu düzenin cenderesi mi? Yoğunlaşmış zamanda her şey baş döndürücü hızla akarken sonlar da böyle çabuk mu geliyordu? Aşka yeni yeni uyanırken, ilk şaşkınlığı aşıp kendimi duyguların yoğunluğuna bırakırken, gürül gürül akan bir pınarın birden kuruması gibi mi sona erecekti?
"Hepsi iyi insanlardı Arya Hanım. Cumhuriyet'e, medeniyete, Türklüğe hizmet ettiklerine inanıyorlardı. Çıban başı Dersim'in başına buyruk, özgür, kendi inançlarını yaşamaya kararlı halkını yola getirmek, kendi deyimleriyle 'medenileştirmek’ istiyorlardı. Ulvi bir görevi yerine getirdiklerini sanıyorlardı. Emirleri yerine getiriyoruz, kötü şeyler de oluyor ama vatanın, milletin, Cumhuriyet'in çıkarları için gerekli, diye düşünüyorlardı herhalde."
Aşkın, tutkunun nesnesinin ne olduğu, kim olduğu önemli değil. Sanat, müzik, sahneler de olabilir, bir insan da. Onsuz kendinizi eksik, boşlukta, anlamsız hissedeceğiniz şey neyse, o; hayatınızı, varlığınızı anlamlandıran neyse, o. Annemi benden koparan, beni annesiz bırakan onun tutkunun nesnesini ne pahasına olursa olsun izleme cesaretini göstermesiydi. Kendi "mana"sına kavuşmak için her şeyi ardında bırakabilmesiydi. Anlamdan yoksun bir hiç olmaya isyandı. İhanet değil, mecburiyetti.