İnsanı dehşete boğan yok olma, unutulma, bitme duygusu... Fotoğraflar, anı belgeleri, hatta anıların kendisi bu korkuya karşı kullandığımız uyuşturucular değil mi?
"Mutluluk mümkündü, öyle de yakındı ki," diye seslenirken usul ve hüzünlüydü sesim; "Hayır, geri dönemeyiz, artık çok geç," derken çığlık gibiydi. Gözlerimde gerçek yaşlar vardı. Tatyana, artık başkasına ait olduğu için; kurulu düzene, miskin ahlak kurallarına boyun eğdiği için, "Artık çok geç," diyordu. Bense geri dönülecek bir aşk, geri dönülecek bir insanım olmadığı için, coşkumu, heyecanımı yitirdiğim için Onegin'i reddediyordum.