Bu kitabı okumaya karar vermemde konusu sebep olmuştu diyebilirim. Kitapta bir cinayet çözülmeye çalışılıyor aynı zamanda da siyasi ve sosyal eleştiriler var. Daha ne olsun diye düşünmüştüm.
Kitabı okumaya başladım. İlk sayfaları okurken ne kafa ütüledin be adam dedim özür dilerim. Fakat gerçekten okuduğum şeyleri anlamıyordum. Paragrafı bitirince aklımda hiçbir şey kalmıyordu. Sonra tekrar tekrar okuyunca kafama bir şeyler giriyordu. Belki benim algılarımda sorun var belki de kitabın yazılış şeklinde. Bilmiyorum. Tabi bu durum kitap boyunca devam etti maalesef ki. Ara sıra yazarımız bunu azaltıp olayları anlatmaya ağırlık veriyordu ki o anlarda kafam rahatlıyordu. Sanırım sosyal medyayı azaltıp kitap okumayı arttırmalıyım.
Gelelim yazarımızın kitap boyunca vermek istediği -en azından benim anlayabildiklerime- mesajlara. Bir kere kitap boyunca bahsedilen ONLAR. Benim anladığım kadarıyla ONLAR diye bahsedilen Avrupa'nın "modern" düşüncelerini taşıyan kişiler. O zamanlarda İslami inançlara göre yaşayan ve buna bağlı halk, karşı taraftaysa yazarın tabiriyle materyalist, liberal ve dinsiz Avrupai düşünceleri ülkeye sokmaya çalışan "ONLAR". Kitap boyunca iki tarafın çatışmasını sokak üzerinden okuyoruz. Günümüz Türkiyesine de çok benziyor. Sürekli iki zıt düşünce var. İki taraf da kendi düşüncesine aşırı bağlı. Sosyal medyada bundan şikayetçi olan yorumlar okuyorum sürekli. İşte her konuda bir ülke nasıl ikiye bölünebilir diye. Bence biz ülke olarak her konuda ikiye ayrılmıyoruz. Spesifik bir konu hakkında milyonlarca insanın sadece iki farklı düşüncesinin olacağını ben reddediyorum. Herkes bir konu hakkında bir şeyler düşünüyor, birbirleriyle tartışıyor, kendi akıl süzgecinden geçiriyor. Türkiye düşünemeyen, sorgulamayan, akılsız maymunlardan oluşan bir ülke de değil. Bu