Puan vermedi·286 syf.··
2026 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 21:49
Retorik edebiyatın en şaşaalı bir yerinde, son bölümlerinde 'Anlatıcının Sonuç Bölümü' diye bir kare var ki, insanı diyalektik açıdan sonsuzluğa mühürlüyor. Sinemaya olan tutkum nedense kitapların yazılarında kendimi buluyorum. Gariptir ki, her defasında peyderpey olarak yekdiğeri lügatın evresinde capcanlı hislerle donatılmış bir yelpazeye andırması kadar her şey olağanüstü! Sözgelimi konuyu saptırmayalım; 1844 yılında yayımlanan ve Viktorya dönemi edebiyatının ilk büyük "anti-kahraman" portrelerinden birini sunan eseri (Barry Lyndon'un Şansı), 18. yüzyıl Avrupa’sının aristokratik çürümüşlüğünü, militarizmini ve sınıf atlama hırsını bir sahtekârın gözünden işleyen devasa bir hiciv abidesidir. Roman, İrlandalı bir taşra soylusunun oğlu olan Redmond Barry’nin, Yedi Yıl Savaşları'nın kanlı meydanlarından Avrupa'nın ışıltılı kumar salonlarına uzanan ve zengin bir dul olan Lyndon Kontesi ile evlenerek zirveye ulaşan yükseliş ve trajik çöküş hikâyesini pikaresk bir anlatı geleneğiyle sunar. Thackeray, anlatıyı Barry'nin kendi ağzından (birinci tekil şahıs) kurgulayarak edebiyat tarihinin en güvenilmez, kibirli ve narsist anlatıcılarından birini yaratır; kahramanın kendi zalimliğini ve ahlaksızlığını birer "kahramanlık" ve "şans" gibi pazarlaması, yazarın dönemin toplumsal riyakârlığına indirdiği en keskin edebi darbedir. Eser, Stanley Kubrick’in 1975 yapımı sinema şaheserine de kaynaklık etmiş olup, romandaki o zehirli ironi ve edebi dinamizm filmde yerini mum ışıklarıyla aydınlatılmış, mühürlenmiş bir zamanın porselen soğukluğuna bırakmıştır. Barry Lyndon Şansı, hırsın insan ruhunu nasıl yavaş yavaş bir çürümeye sürüklediğini ve aristokrasinin o steril yüzeyinin altındaki vahşeti ansiklopedik bir sosyal gözlem ve derin bir poetik sinizmle dimağa kazıyan vakur bir
The Luck of Barry LyndonWilliam Makepeace Thackeray · East India Publishing Company · 20231 okunma
SPOİLER İÇERİR ...️
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 21:12
Anne Shirley, artık Redmond Üniversitesi’ne gitmek üzere Avonlea’dan ayrılmaya hazırlanan genç bir kadındır. Çocukluğunun geçtiği Green Gables’tan ayrılma düşüncesi onu hem heyecanlandırır hem de duygulandırır. Marilla ile vedalaşmak, Avonlea’daki tanıdık hayatını geride bırakmak Anne için kolay değildir ancak içindeki macera arzusu ve öğrenme isteği daha ağır basar. En yakın arkadaşı Diana Barry evlenmeye hazırlanırken, Anne kendisini bambaşka bir hayatın eşiğinde bulur. Anne’in iç dünyasında bu dönemde sık sık geçmişe özlem ve geleceğe dair romantik hayaller iç içe geçer. Redmond’a başladığında Anne, yeni bir çevreye adapte olur. Gilbert Blythe da aynı üniversitededir ve Anne’in hayatındaki varlığı artık daha olgun bir boyuta taşınır. Eskiden rekabet ve hafif bir çekişmeyle dolu olan ilişkileri, zamanla daha derin bir dostluğa dönüşür. Anne, Gilbert’ın kendisine karşı hislerinin farkında olsa da kendi duygularından tam olarak emin değildir. Anne’in hayal gücü ve romantik idealleri, gerçek duygularını anlamasını zaman zaman zorlaştırır. Anne, üniversite hayatında yeni arkadaşlar edinir Philippa Gordon (Phil) bunların en dikkat çekici olanıdır. Phil, zengin, güzel ama oldukça kaprisli ve romantik bir genç kadındır. Anne ve Phil arasında güçlü bir dostluk gelişir. Phil’in aşk hayatındaki kararsızlıkları (iki talip arasında kalması) Anne için hem eğlenceli hem de düşündürücü bir gözlem alanı olur. Anne, Phil’in yüzeysel romantizmini izlerken kendi aşk anlayışını da sorgulamaya başlar. Anne, üniversitede Priscilla Grant ve Stella Maynard gibi arkadaşlarıyla birlikte “Patty’nin Yeri” adlı bir evde kalırlar. Bu ev, Anne’in hayatında çok önemli bir yer tutar çünkü burada genç kadınlar olarak bağımsız bir yaşam sürmeyi öğrenirler. Ev hayatı, dersler, sosyal etkinlikler ve
1000Kitap
Yeşilin Kızı Anne 3L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20205,5bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 13:36
Anne Shirley, Green Gables’daki hayatına devam ederken artık Redmond Üniversitesi’ne gitme hayalini ertelemiş ve Avonlea okulunda öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Bu karar, hem Marilla’yı yalnız bırakmamak hem de kasabaya katkıda bulunmak istemesinden kaynaklanır. Öğretmenlik kariyerinin başında Anne oldukça idealisttir; öğrencileriyle sadece ders anlatan bir öğretmen değil, onların karakterlerini geliştiren bir rehber olmak ister. Bu süreçte hayal gücünü ve duygusal zekâsını kullanarak sınıfında sevgi ve disiplin arasında bir denge kurmaya çalışır. Anne’in sınıfındaki öğrenciler arasında özellikle yaramazlıklarıyla öne çıkan Anthony Pye dikkat çeker. Anthony, daha önce hiçbir öğretmenin baş edemediği, küstah ve zor bir çocuktur. Anne, ona cezadan çok anlayışla yaklaşmayı seçer. Zamanla Anthony’nin aslında sevgiye ve takdire ihtiyaç duyan bir çocuk olduğu ortaya çıkar. Anne’in sabırlı yaklaşımı sayesinde Anthony değişmeye başlar; bu da Anne’in öğretmenlikteki başarısını simgeleyen önemli bir gelişmedir. Bu dönemde Anne’in sosyal çevresi de genişler. Avonlea Geliştirme Derneği kurulurken Anne ve yakın arkadaşı Diana Barry aktif rol alır. Dernek, kasabanın estetik ve sosyal yapısını geliştirmeyi amaçlar. Ancak bu girişim bazen komik sonuçlar doğurur; örneğin eski bir evi “iyileştirme” projesi beklenmedik şekilde başarısız olur. Bu olaylar, Anne’in iyi niyetli ama bazen gerçekçilikten uzak planlarının nasıl sonuçlanabileceğini gösterir. Anne’in hayatındaki önemli değişimlerden biri, Marilla’nın uzak bir akrabası olan ikiz çocuklar Dora ve Davy Keith’in Green Gables’a gelmesiyle başlar. Marilla, sağlık sorunları nedeniyle bu çocuklara bakmayı kabul eder ve Anne de onların yetiştirilmesinde aktif rol oynar. Dora uslu ve kurallara bağlı bir çocukken, Davy tam tersine
Alıntı
Yeşilin Kızı Anne 2L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20207,9bin okunma
8/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
196 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 15:24
Deadwood Dick, bir western hikâyesi anlatmıyor sadece. Bir adamın, bir kimliğin ve bir çağın nasıl taşındığını anlatıyor. Bu çizgi romanı okurken ilk fark ettiğim şey şuydu: Hikâye “kahramanlık” peşinde değil. Cesaret bile burada bir süs değil, bir sonuç. Lansdale’in kalemi, western mitolojisinin cilasını kazıyor ve altından ter, kan, yalnızlık ve suskunluk çıkıyor. Deadwood Dick, at üstünde rüzgâra karşı giden bir efsane değil; rüzgârın ne zaman duracağını bilen, ne zaman durması gerektiğini de bilen bir adam. Anlatı boyunca karşımıza çıkan şey “aksiyon” değil, hatırlama. Geçmişin bugüne sızması, kokularla, sessizlikle, bakışlarla geri gelmesi… Bazı panellerde neredeyse hiçbir şey olmuyor; ama o “hiçbir şey”, bir ömürden daha ağır. Özellikle kamp sahneleri, yolculuklar, bekleyişler… Bunlar western’in alışıldık hızlı anlatısını bilinçli olarak yavaşlatıyor. Çünkü bu hikâye koşmakla değil, durmakla ilgili. Karakterler siyah–beyaz değil. İyi–kötü dengesi net değil. Haklı olmak diye bir lüks zaten yok. Deadwood Dick’in asıl gücü de burada yatıyor. O, çevresindeki dünyayı yargılayan biri değil; olup biteni kabullenen biri. Kadın karakterle kurulan ilişki bu yüzden çok çarpıcı. Ne romantize ediliyor ne de yumuşatılıyor. Doğal, sert, zaman zaman rahatsız edici ama dürüst. Hikâye, “olması gerekeni” değil, “olanı” anlatmayı seçiyor. Bu da metni sahici kılıyor. Çizimlere gelince… Siyah-beyaz tercih bir estetik karar değil, anlatının bir parçası. Gölge kullanımı, yüzlerdeki sert çizgiler, boşlukların bilinçli bırakılması… Her panel, konuşmaktan çok susmayı tercih ediyor. Bazı yüz ifadeleri, sayfalarca diyalogdan daha fazla şey söylüyor. Western coğrafyası burada geniş ve ferah değil; tersine sıkıştırıcı. Açık alanlarda bile bir boğulmuşluk hissi var. Bu da hikâyenin ruhuna çok
Alıntı
Deadwood DickJoe R. Lansdale · Felix Koleksiyon · 08 okunma
7/10
·272 syf.··
2025 505. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 14:33
İki bilim insanı canlıları on kat büyüten bir besin üretirler. Bu Herakleophorbia yani devtohumudur. Önce deney ile test etmek isterler ancak bu deney sırasında çiftlikte sızıntı yaşanır. Dev arılar ve dev fareler ortaya çıkar. Bu sorun çözülür ama Redwood bu besini kendi çocuğuna da vermiştir. Başkaları da bunu yapmıştır. Artık az da olsa dev insanlar vardır. Bu dev insanlar ile diğer insanlar arasında sorunlar yaşanır. Kitap üç kısımdan oluşuyor. İlk kısım en uzun kısım ve bu kısımda olayların başlangıcını okuyoruz. İkinci kısımda olayların gelişimini. Üçüncü ve son kısımda ise olayların sonucunu ve dev insanlar ile küçük insanlar arasındaki sorunları okuyoruz. Kitap benim için ortalama bir düzeydeydi.
Tanrıların TohumuH. G. Wells · İthaki Yayınları · 20191,313 okunma
1/10
·400 syf.··
2025 91. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 00:00
kitabın niye yazıldığını anlayamıyorum gerçekten. pr olarak gönderilenler hariç kimse beğenmemiş ben de beğenmeyenlerin olduğu taraftayım. bir olaya giriş yok, heyecan yok, olmasını beklediğim hiçbir şey olmuyor. siyahilerin başkaldırısının vampir versiyonu? kötüydü.
Blood SlavesMarkus Redmond · Kensington Publishing Corp · 20251 okunma