"buzdolabını açtım. kış günü gerçekten de taze fasulye yapmıştı annem. babamın canı çekmiş de 'hadi hanım bir taze fasulye yapıver,' dememiştir, böyle talepleri olan adamlardan değil o. annem kendi içinden gelerek yapmıştır. henüz hiçbir şeyin olmadığı bir yaz gününde hazırladığı konservelerden birini açmış ve kavanozun içinden eskisi gibi bir yaz çıkartmaya çalışmıştır."
"kapı öyle çaaat diye kapanmadı. sinirli değildi demek. Keşke sinirli olsaydı. sinir benim en sevdiğim duygu. vücudumun en az yüzde yetmişi sinir. ben çoğu zaman sinirimin refakatçisi olarak yaşıyorum. arada bir sinirimi gezmeye çıkarıyorum, acıktığında besliyorum, bakacak kimseyi bulamazsam işe götürüyorum, sayesinde hem hayatta kalıyor hem ölüyorum. keşke diyorum sinirli olsaydı. Bu duyguyu avucumun içi gibi biliyorum çünkü, geçiyor."
"güzel bir şarkı çalarken, cemil
koltuğundan kalkıp dans etmeye başladığında yoksul gibi, her an tökezleyecekmiş gibi, bir sokak lambası gibi dans etmeye başladığında nazlı da karanlıktan çıkıp bu sokak lambasının ışığında kaybettiği şeyleri arıyordu."
"istanbul'da insanların tek amacı istanbul'un tadını çıkarmak gibi görünüyor. avına dişlerini geçirmeye çalışan yırtıcı hayvanlara benziyorlar. ankara'ya istesen de dişini geçiremezsin, bir sürü üst geçidi var."