selam alıntısız bi başlangıç oldu çünkü kitapta bayıldığım kısımlar en az üç sayfa sürdüğü için buraya yazmam imkansızdı, bölüp yazarsam da içim rahat etmeyecekti o yüzden alıntısız bi başlangıç yaptım. kitapla ilgili ne söylesem nereden başlasam hiç bilmiyorum. paris'in çoğu sokağını, notre dame'i, dilencileri, kitabın yazıldığı dönemi, greve meydanı'nı tanıdım çoğu şeyi aklıma kazıdım. esmeralda'nın güzelliğini, rahibin durgunluğunu ağırbaşlılığını, quasidomo'nun kalbini, gringore'in bilgisine çabasına rağmen beklediği değeri alamamasını, akıllı keçiyi hepsini öyle benimsedim ki. bir insanın herkes tarafından kabul gören saygın bir insanın delirmesini izledim adım adım ve sırf çirkin olduğu için değer görmeyen sağır bir adamın körü körüne aşkı için neler yapabileceğini gördüm. karakterler sürekli merkezde değildi oralardan buralardan çıktılar hep ama aynı şekilde de bir yerlere bağlandılar. kitabı bitirdiğim ilk bi saat içinde olayın tek bi kişi etrafında saçma bir şekilde döndüğünü düşünüp yazara gıcık olmuştum ama şu an bu yazıyı yazarken aslında diğer karakterlerin de çok iyi verildiğini düşünüyorum. karamazov kardeşler'den aldığım tadı bu kitapta da aldım betimlemeleri sayesinde. özellikle karakterlerin bir anda celallenip iki üç sayfa boyunca konuşmalarına bayılıyorum. karamazov kardeşlerdeki savunma sahnesine bayılmıştım burada da rahibin aşkı tanımlarken kullandığı cümlelere bayıldım. kitapla ilgili söyleyeceklerim hiç bitmeyecek gibi o yüzden burada kesiyorum. seni çok sevdim notre dame'in kamburu