Uzun zamandır okuduğum en iyi distopik romanlardan biri diyebilirim. Yazarın kitabı yazdığı 1950’li yıllardan günümüze doğru bir bakış sunduğu romanda teknolojinin gelişimiyle birlikte bilginin de önemsizleşmesi konu ediliyor. Kitabın özünü oluşturan fikirler kafamda şekillenmeye başladıkça postmodern düşünür Baudrillard’ın simülasyon ve simülakr önermeleri çağrışım yaptı. Bireylerin hayatlarını televizyon karşısında geçirerek gündelik hayattan ve bilginin somut gerçekliğinden kopmaları onları simülasyon çağının birer parçası haline getiriyor. Gerçek ve hakikati televizyon aracılığıyla yok etmeye çalışan iktidar, bu durumu toplumsal bir boyuta taşıyarak karşılığında cezalandırma mekanizmaları oluşturuyor.
Okumaya değer bir kitap, tavsiye edilir.