Yapaylık, yani söylemlerin, toplumsal düzenlemelerin, siyasi kanunların yapaylığı benliğin bu saf, şeffaf halini puslandırır. O halde, her daim, bize sunulanları değil, bunların ardında sükunetle varlığını sürdüren hakikati aramak gerekir.
Kanaatkar olmak koyvermenin reddi, kapılıp gitme korkusuyla aşırılıktan kaçınmaktır. Tutumluluksa sadeliğin doyurucu olduğunu, asla ve hiçbir şeyle yakalanan kusursuz hazzı keşfetmektir: su, bir meyve ve rüzgarın soluğu.