Kitap boyunca yaşadığım duygu karmaşasını kelimelerle anlatmak zor. Emre Gül, bu kitapta sadece bir karakterin hikayesini değil, aslında çoğumuzun içinde bir yerlerde taşıdığı acıları, suskunlukları ve kabullenişleri anlatmış.
Sayfaları çevirirken zaman zaman içim daraldı, bazen satırlara sarılmak istedim. Bazı cümleler gerçekten vurucuydu, altını çizmeden geçemedim. Karakterlerin yaşadıkları, verdikleri mücadele, kendi iç savaşlarımızı da düşündürdü bana.
Bu kitap sadece bir gençlik hikayesi değil. Aile, dostluk, yalnızlık ve bazen de içinden çıkamadığımız karanlıklar üzerine yazılmış gerçek bir iç döküş. Ve Emre Gül bunu o kadar sade ama güçlü bir dille yazmış ki, etkilenmemek mümkün değil.
Güneşi söndürmek belki mümkün değil ama bazı acıların altını çizip yeniden yazmak mümkün. Bu kitap da bana bunu hatırlattı.
Nar, beni en çok duygularıyla etkileyen kitaplardan biri oldu. Emre Gül’ün anlatımı çok sade ama bir o kadar da derin. Çınar ve Balın’ın hikayesi sadece bir aşk hikayesi değil; aynı zamanda güven, dostluk ve içsel kırılmalarla dolu bir yolculuk.
Okurken bazı satırlarda durup düşündüm. Kendimden parçalar bulduğum anlar da oldu, hiç tanımadığım duygularla tanıştığım yerler de… O kadar içten yazılmış ki zaman zaman kalbimde bir şeylerin dokunduğunu hissettim.
Nar, sadece gençlik kitabı gibi görülmemeli. Her yaştan okuyucunun içine işleyecek bir dili var. Hikâye ilerledikçe artan merak duygusu da cabası. Bitirdikten sonra bir süre etkisinden çıkamadım.
Emre Gül’ün kalemini zaten seviyordum ama bu kitapla bağım daha da güçlendi. Gerçek duygular arayan herkese tavsiye ederim.