Vefatının üzerinden 88 yıl gibi uzun sayılabilecek bir zaman geçmiş olmasına rağmen Mehmet Akif merhumun hayatının bazı kısımlarına ve eserlerine dair yeni bilgilere ulaşmak ve günyüzü görmemiş belgelere, görsellere tesadüf etmek hâlâ nadirattan sayılmaz. Şairin hayatı, mücadelesi ve fikir dünyasındaki boş yahut müphem kareleri doldurmak için bu yeni malzeme bir ihtiyaç ve hatta zaruret aynı zamanda. Bu sebeple yeni malzemelerin zuhuru vakıası bir tarafıyla elbette sevindirici ama bir o kadar da üzücü ve belki tedirginlik verici. Çünkü bu durum -birçok örneğinde görüldüğü üzere büyük ve etkili olmuş bir sanatkârın ve düşünce adamının, ayrıca bir memleketin İstiklâl Marşı şairinin mirasına, metrükâtına ailesi ile ilgili kişiler ve resmi kurumlar tarafından hususi bir ihtimamın gösteril/e/mediğine işaret ediyor, -ki bu netice bir tarafıyla Cumhuriyet ideolojisinin katı ve daraltıcı ideolojisiyle, redd-i mirasla alakalıdır, ilave olarak bugüne kadar yapılıp tamamlanması gereken "tüketici" büyük çalışmaların, tetkiklerin, yoklamaların yapıl/a/madığı manasına da geliyor. Bu da üniversitelerin, fikir ve sanat çevrelerinin ihmalkâr ve düşük kapasiteli hanesine düşen bir zaaf ve dava-iddia yokluğu, yoksunluğu..."