Ona yalnızca tahammül edildiğini; can sıkıcı, işe yaramaz, sevilmeyi hak etmeyen biri olduğunu; evlenmek istiyorsa kendini bütünüyle değiştirmek, bastırmak zorunda olduğunu hissederek büyüyor. Aynı zamanda insanın olmak zorunda olduğu kişi olabildiği için değil, olduğu gibi, koşulsuz şartsız sevilmesinin nasıl bir şey olduğunu hatırlayarak büyüyor. Onu aynı şekilde sevecek birine rastlayıncaya kadar bu anıyı yeterince canlı tutabilmeyi umuyor.
Kendimize söylediğimiz yalanlar çoğu zaman gerçeğin kendisinden daha güçlüdür. Kalplerimize ve zihinlerimize sızar, sonunda gördüğümüz ve inandığımız her şey hâline gelirler.