Dirseklerimi mutfak masasına dayadım, ben nerede yanlış yaptım diye düşünmeye başladım. Cevabı bulamadım. Aklıma şudur diyebileceğim bir şey gelmedi. Siyasi hareketlerden etkilenmiş değildim, üniversitede başarısız olmuş da değildim, kendimi kızlara da kaptırmamıştım. Kendi halinde, normal bir yaşam sürüyordum. Sonra üniversiteden mezun olmak üzereyken bir gün fark ettim ki ben artık o eski ben değilim.
Bu sapma başta fark edilmeyecek kadar küçüktü sanırım. Ama zaman geçtikçe büyüdü ve beni olmam gereken kişiden ayırıp bugünkü halime getirdi. Güneş sistemi üzerinden örnek verirsem sanırım Satürn'le Uranüs arasında bir yere ulaştım. Biraz daha ileri gidince Plüton'u görmem de mümkün olabilir. Peki onun ötesinde ne var acaba?
Now I will give you white things.
What is white, though may yet be sullied;
Only white things will I give.
No longer will I question
Whether I should give this life to you.
Senin gözlerinle beyaz bir marulun en derin ve en taze yerini, en lezzetli yeri kabul edilen göbeğini göreceğim.
Gündüz vakti doğan yarım ayın serinliğini göreceğim.
Bir gün buzulları göreceğim. Başımı kaldırıp her bir keskin girintisine mavimsi gölgelerin düştüğü devasa buzları, yaşam olmadığından daha canlı bir yaşam gibi hissedilen buzulları göreceğim.
Huş ormanının sessizliği içinde seni göreceğim. Kış güneşinin vurduğu pencerenin sessizliğinde seni göreceğim. Tavana yansıyan ışık huzmeleriyle salınan, ışıltılı toz zerrelerinin içinde seni göreceğim.
Tüm beyazların içinde senin verdiğin o beyaz son nefesi içime çekeceğim.