Adi bir hürmetin ne aşamalardan geçip şimdi hayatında kökleşen korkunç, büyük bir aşk olduğunu düşünerek kendinin bu kadar meyil ve tutku ile bu neticeyi anlaması, onun genişlemesine meydan vermemesi gerektiğini itiraf ediyor: "Evet, kaçmalıydım!" diye yumruklarını kafasına sıkıyordu. Ve şimdi yalnız ondan değil, kendinden de kaçmak lazımdı; zira ondan kaçmakla kendini ateşten kurtaramayacağını görüyordu, nereye gitse ne yapsa bunun mümkün olmadığını, onu unutmak için birçok günler geceler böyle uykusuz, perişan yaşamak mecburi olduğunu, hele bundan sonra ondan, bin esef, bin azap içinde köpekler gibi sürüneceğini düşünerek. "Cezadır, ah cezadır." demek istiyor, fakat önünde hayatı ancak ölümle kurtulmak olanağı olan bir işkence gibi görünüyordu.