Nisa Ekizoğlu

Dostlarım; Küçük şeyleri küçümsemeyin, fazla da önem vermeyin. Küçük şeylere hakkını verin. Küçük şeylere hakkını vermek yaşama hakkını vermektir. Eğer siz yaşama hakkını verirseniz, yaşam da size hakkını verir. Siz bu dünyaya ve ülkenize hem borçlusunuz hem onlardan alacaklı. Eğer borcunuz alacağınıza yakınsa şanslısınız; kendinizi haksızlığa uğramamış hissedersiniz, haksızlık da etmemiş olursunuz, keyifli bir yaşam sürersiniz. Eğer dünyadan alacağınız borcunuzu aşarsa, kendinizi sömürülmüş hissedersiniz. Eğer borcunuz alacağınızı aşıyorsa, siz dünyayı sömürmüş, hortumlamış olursunuz, sizden davacı olurlar. Eğer borcunuz mu çok, alacağınız mı çok, buna bir türlü karar veremiyorsanız, yaşam muhasebesi yapmayı beceremiyorsunuz demektir. Eğer alacak ve borç haneleri birbirine eşitse defteri huzur içinde kapatabilirsiniz o gece. Çünkü ya alışveriş keyifli geçmiştir ya da içinizdeki muhasebeci becerikli çıkmıştır; veya her ikisi birden.
Sayfa 100·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Yaşam muhasebesi yapıyor musunuz? Eğer yapıyorsanız sadece son satıra bakıp üzülmekle veya sevinmekle mi yetiniyorsunuz, yoksa yeni açılacak bir sayfa için, bir önceki muhasebe sonucunu bir geribildirim olarak mı kabul ediyorsunuz?
Sayfa 97·Kitabı okudu
Sevdiklerimize bağımlı değil, bağlı olmalıyız. Eşimize, ailemize, ülkemize bağımlı değil, bağlı olmalıyız. Bağımlı ilişkide biri ötekine dayanıp da yaşar. Aralarında bağlılık olanlarsa dayanışma içinde yaşarlar. Ben aileme, eșime, ülkeme, üniversiteme -dilerim yanılmıyorumdur- bağımlı değil, bağlıyım. (Örneğin Ankara Üniversitesini bırakıp bir başka üniversiteye geçmem; günü gelince ayrılır veya emekli olurum ama Ankara Üniversitesi’nden olurum.) Akşam evime giderim, mecbur olduğum için değil, tercih ettiğim için giderim. Gidebilecek başka yerim olmadığı için evime gidiyorsam bağımlıyım demektir, zayflıktır. Evimi tercih ettiğim için gidiyorsam, bu bağlılıktır. Eşim akşamları fakülte çıkışı gidebilecek başka yeri olmadığı için bizim eve geliyorsa, bu beni yaralar, kendimi hakarete uğramış hissederim. Eşimin her zaman gidebilecek pek çok yeri olsun ama her zaman bizim evi tercih etsin isterim. Tek taşını kendisi alamayan, kendi ayaklanı üzerinde duramayan, ekonomik özgürlüğü olmayan bir eș, aslında pek çok kişiye kötü gelse gerek.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Günümüz Türkiye'sinde güçlü kadın motifi, bütün o Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel masallarına rağmen varlığını sürdürmektedir. Türkiye, dünyada kadın profesör sayısı en yüksek olan ülkedir ve dünyadaki toplam üç kadın yüksek mahkeme başkanı Türkiye'dedir.
Sayfa 46·Kitabı okudu
İzmirin işgalinin protesto edildigi ünlü Sultanahmet mitinginde bir tek kişi konuştu, O da Halide Edip Hanım'dı. Eğer Halide Hanım bir Pamuk Prenses olsaydı eşi kendisine, "Halide sen evde otur, Sultanahmet'te bir toplantı varmış ben bir bakıp bakıp geleyim," derdi. O zaman da Sultanahmet'te en iyi hatip değil, muhtemelen ikinci sıradaki kişi, bir erkek konuşurdu. Ya da Aziziye Tabyası gece yarısı işgal edildiğinde, Nene Hatunlar eşlerinin yanında yer alamayan hanım hanımcık Pamuk Prensesler olsalardı, keserleri, sopaları kapıp düzenli düşman birliklerinin üzerine atlamasalardı, o tabyalar kurtulamazdı.
Sayfa 46·Kitabı okudu