Onlar bir taraftan Allah'ın izzet, celal ve kibriya sahibi olduğunu, diğer taraftan ise yaratılmışlar arasında sivrisineğin ne kadar hakir ve değersiz olduğunu görmüş,bu şekilde düşünmüş ve Hak Teala'nın şanının kullarına böyle bir misal verecek kadar düşmeyeceğini (tenezzül etmeyeceğini) zannederek (güya) O’nu tâzim etmişlerdir. Bunun sebebi onların varlıklar hakkındaki cehaletleridir. Çünkü yaratılmış olan mahlûkat içerisinde en büyüğü olan kuşatıcı arş ile küçücük bir zerre veya sivrisinek arasında, yaratılış ve yokluktan varlığa çıkış itibariyle herhangi bir fark yoktur. Sivrisinek sadece kendisinden daha büyük bir cisim ile karşılaştırıldığı zaman ondan küçüktür, küçüklüğü bundan ibarettir. Aksine sivrisineğin yaratılışındaki hikmet daha tam, kudret de nüfuzlu, etkilidir. Çünkü Hak Teâlâ küçücük olmasına rağmen bir sivrisineği, koskoca fil suretinde yaratmıştır. Bu itibarla ibret nazarı ile bakan ve hakikati gören kimseler için sivrisineğin yaratılması, yaratıcının kudretine delil teşkil etmesi açısından, filin yaratılışından azametlidir. İşte bu yüzden Hak Teâlâ, zâtının azametini yücelten bir delil olması hasebiyle sivrisineği misal vermekten çekinmediğini ifade etmiştir.