Mum

Bilimin insanlığın yaşamında en önemli, en güzel, en gerekli şey olduğuna, onun şimdiye dek sevginin en yüce belirtisi olduğuna, şimdiden sonra da olacağına, insanlığın doğayı da, kendini deyalnızca onunla yenebileceğine olan inancımı son soluğumu verirken bile sürdüreceğim.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Okunması tavsiye edilir.
Banker masanın üzerinden aldı kâğıdı, okumaya başladı: “Yarın saat on ikide özgürlüğüme, insanların arasına girmek hakkına kavuşuyorum. Ama bu odadan çıkmadan, güneşi görmeden önce sizlere birkaç şey söylemek istiyorum. Şu anda beni gören Tanrı’nın huzurunda bütün açık yürekliliğimle söylüyorum size: Özgürlüğün de, yaşamın da, sağlığın da, kitaplarınız da, dünya nimetleri olarak adı geçen her şeyin de en küçük bir değeri, anlamı yoktur benim için. Dünyadaki yaşamı bu on beş yıl içinde dikkatle inceledim. Evet, dünyayı da, insanları da görmedim, ama kitaplarınızda misk kokulu şaraplarınızdan içtim, şarkılar söyledim, ormanlarda geyiklerin, yabani domuzların peşinden koştum, kadınları sevdim... Yüce ozanlarınızın büyüleriyle yaratılmış bulutlar gibi göksel dilberler geldiler bana geceleri, başımı döndüren çok güzel masallar fısıldadılar kulağıma. Kitaplarınızda Elbruz’un, Montblanc’ın doruklarına tırmandım; oradan, güneşin sabahları nasıl doğduğunu, akşamları gökyüzünü de, okyanusu da, dağların tepelerini de nasıl kızıl bir ışığı boğduğunu gördüm; oradan, başımın üstünde şimşeklerin bulutları yararak nasıl çaktıklarını gördüm; yemyeşil ormanlar gördüm, çayırlar, ırmaklar, göller; kentler gördüm; denizkızlarının şarkılarını, çobanların kavallarından çıkan ezgileri dinledim; bana Tanrı’dan söz etmek için yanıma konan meleklerin kanatlarına sürdüm elimi... Kitaplarınızda dipsiz uçurumlara attım kendimi, mucizeler yarattım, öldürdüm, kentler yaktım, yeni dinler yaymaya çalıştım, krallık yönettim... Bilge kişi yaptı beni kitaplarınız. Yorulmak bilmez insan zekâsının yüzyıllardan beri yarattığı her şeyi kafatasımın içine sıkıştırdım. Hepinizden bilgili olduğumu biliyorum. Kitaplarınızı da, dünya nimetlerini de, bilgeliği de küçük görüyorum şimdi. Dünyada her şey boş, saçma,
Hak Teâlâ bize, rahmet ve fazlını dilediğine tahsis edeceğini bildirdiği gibi intikamını da dilediğine tahsis edeceğini bildirmemiştir. Zira cehennem ehli, sadece amelleri ile azap göreceklerdir, başka bir şeyle azap görecek değillerdir. Cennet ehli ise hem amelleri ile hem de ihtisas cennetlerinde amelleri dışındaki şeylerle nimetleneceklerdir. Nitekim saadet ehli için üç cennet söz konusudur. Biri amel cenneti, diğeri ihtisas cenneti, üçüncüsü ise miras cennetidir. Cennet ehli cennette amellerine göre menzil, makam sahibi olurlar. Onlar için bir de miras cennetleri vardır ki bu cennetler, cehennem ehlinin cennete girememek suretiyle mahrum kaldıkları cennetlerdir. Yine onlar için ihtisas cennetleri de vardır ki bu konuda hüküm sadece yüce ve büyük olan Allah’a aittir. Çünkü ilâhî ihtisas hiçbir sınırlama, kısıtlama, ölçü kabul etmeyeceği gibi amel de gerektirmez, bu tamamen Allah’ın fazlından olup Allah onu rahmeti ile dilediğine tahsis eder. Allah muhakkak çok muazzam bir fadla/lütfa sahiptir.
Allah Adem aleyhisselama bütün ilahi isimleri vermiş, o da Allah'a ait olan ve oluşla ilgisi bulunan her ilahi isim ile O'nu tesbih etmiş, yüceltmiş ve tazim etmiştir. Yoksa işlerin şerefinden haberdar olmayanların söyledikleri gibi, "kap kacak" gibi şeylerin isimleriyle değil.
Bir cümle ne kadar anlamlı, güzel kurulmuş olursa olsun, ancak tasasız, heyecansız kişileri etkileyebilir. Mutlu ya da mutsuz kişilere her zaman yetmez. Mutlulukla mutsuzluğun en iyi anlatış yolunun çoğunlukla sessizlik olmasının nedeni de budur. Aşıklar birbirini sustukları zaman daha iyi anlarlar, mezar başında söylenen ateşli, duygulu sözler ancak yabancıları etkiler, ölenin arkada bıraktığı karısına, çocuklarına soğuk, yavan gelir.