Okursaniz faydaniza :)
Kadızade Mehmed Efendi tasavvufa karşı olması nedeniyle bu ilmi ve bu ilmin mensuplarını anlamaktan acizdi. Büyük mutasavvıf Abdülmecid Sivasi ile arasında cereyan eden tartışmaların konuları Kadızadeliler hareketinin odak noktasını göstermesi bakımından mühimdir. Bunlar: Süfilerin semâ ve devranının câiz olup olmadığı, zikir ve musiki konuları. Akli ilimleri (matematik, felsefe gibi) okumanın câiz olup olmadığı. Hazreti Muhammed ve sahabeye isimleri geçtiği zaman"allalláhu aleyhi ve sellem" (tasliye) ve "radıyallahu anh" (tarziye) demenin meşru olup olmadığı. Resûl-i Ekrem'in anne ve babasının imanla vefat edip etmediği. Firavun'un imanla ölüp ölmediği. Muhyiddin İbnü'l-Arabi'nin kåfir sayılıp sayılmayacağı. Hz. Hüseyin'in şehadetine sebep olan Yezid'e lanet edilip edilemeyeceği. Hz. Peygamber zamanından sonra ortaya çıkan bid'atları terk etmenin şart olup olmadığı. Kabir ziyaretinin câiz olup olmadığı. Regaib, Berat ve Kadir gibi mübarek gecelerde cemaatle nafile namaz kılınıp kılınamayacağı. Emir bi'l-marûf nehyi ani'l-münker konusu. Tütün ve kahve gibi keyif verici maddelerin kullanılmasının haram olup olmadığı. Rüşvet almanın mahiyeti ve hükmü. Namazlardan sonra musafahanın ve inhinanın (el etek öpme,selam verirken eğilme) câiz olup olmadığı.
EHAD
(Kul huva’llàhu ehad) “Ey rasûlüm de ki, o Allah’tır, àlemlerin Rabbidir, Rabbü’l-àlemin’dir, tektir.” (İhlâs, 112/1) Arapça’da vâhid, isneyn, selâse... diye sayılar gider. Bir iki, üç diye gider. Vâhid bir demek. Ehad, vâhidden öte bir anlam taşıyor, tek demek. Çünkü bir kelimesi, matematikte mühendis olan kardeşlerimiz çok rahat anlarlar, bir kelimesi de bir rakamdır. Bir bölünebilir, eklenebilir, çarpılabilir, çıkartılabilir. “Bir artı bir” dersin, iki olur. “Bir eksi bir” dersin sıfır olur. “Bir bölü on” dersin, onda bir olur... Yâni işlemlere girer, değişikliğe uğrar. Allah öyle değil. Vâhid ama matematikte vâhidden bile farklı, o vahide bile benzemez. Ehad; her yönden tek, hiçbir şekilde şeriklik, ortaklık hiç bir şekilde tasavvur olunamayacak bir. O Allah öyle birdir, tektir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Seher vakti ne zamandır?
Gecenin(akşam ezanı-imsak arası) üçte ikisinden sonraki zamanına, seher vakti derler. Seher vakti yemek yeniliyor. Oruç tutanlar umûmiyetle kalkıyorlar, yemek yiyorlar. Seher vaktinde yenilen yemeğe, seher kelimesinden gelme sahur denir. Sahur, seherde yenilen yemek demektir. Sahur vakti.
İlmihal
Receb ayı girdi mâdem, ilmihali bir kere Receb ayında hızlı bir şekilde devredin! Yâni hangi ilmihali devredebiliriz, gözümüze kestirelim şimdi.” Evimizde bir ilmihal kitab var mı? Var... Büyük İslâm İlmihali var, Nimet-i İslâm var, Ahmed Hamdi Akseki’nin İslâm Dini kitabı var, Asım Köksal’ın kitabı var. Büyüklü küçüklü... Tamam. Yâni bu ilmihal kitaplarından hangisini göze kestiriyorsak, en küçüğünü ele alalım, bitirelim!.. Neden?.. İlim öğrenmek çok sevap. Recebde hasene yapacağız ya, ilim öğrenmiş olalım!.. Şöyle bir ilmihali devredelim! Bakalım nasılmış?.. Yâni namaz nasılmış, zekât nasılmış, hac nasılmış, diğer ibadetler nasılmış. Bakalım ilmihal kitapları nelerden bahsediyormuş?.. En küçük ilmihal kitabı, Diyanet İşleri Başkanlığının neşrettiği Köy Hocası İlmihali’dir. Serçe parmağı kalınlığındadır, cep kitabı boyundadır. Yâni o nasıl olsa biter. İstersek biter. Şeytana uymazsak biter. Nefse yenilmezsek biter.
Nasıl evliya olunur?
(Şemmetün min ma’rifeti’llâh) “İrfandan, ma’rifetullahtan bir koklamcık, (hayrun mine’d-dünyâ ve mâ fîhâ) dünyadan da, dünyanın içindeki her şeyden de daha hayırlıdır.” Gece kalkacaksın, abdest alacaksın... Kimse yok, odanda yalnızsın... Gösteriş ihtimali yok, şöhret ihtimali yok, riyâ ihtimali yok... Rabbine yöneliyorsun, alemlerin Rabbi... El-hamdü lillâhi rabbi’l-àlemîn... Ne muhteşem kelime!.. Koca kâinâtın sahibi, yaratanı Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin divanında elpençe dîvan duruyorsun, “Sana hamd olsun yâ Rabbi!” diyorsun... Rükû ediyorsun, secde ediyorsun... İbadetin tadını böyle yudum yudum, iksir gibi tadıyorsun. İnsan, birisi gelse kendisine baksa, utanır, sıkılır. Hattâ göstermek istemez, yapacaksa bile yapmak istemez. Ama gece yalnızsın, kimsecikler yok... Seccadene kapanıyorsun, ağlıyorsun, gözyaşlarını döküyorsun... Secde yerin ıslanıyor, “Aman yâ Rabbi!..” diyorsun. Bu duygular çok kıymetli duygular... Bu duygular insanı evliyâ yapar. Bu duygular insanı dünyanın en kıymetli insanı yapar. Bu duygular insanı, başkalarına en güzel şekilde hizmetler yapan, hayırlı, faydalı güzel insan yapar. Bu duyguları insan, işte o geceleyin kalkınca tadabilir.
Hilal
Güneş battı, eski gün bitti. Güneş battıktan sonra, akşam ezanıyla beraber yeni bir gün başlar. Eğer güneş battığı zaman hilâli görürsek, “Haa, işte bak, güneşin battığı yerde hilâl incecik göründü. Demek ki, yarın Ramazan!” deriz. Ramazanın birinci günü akşamı o zaman olduğundan yatsıdan sonra terâvih kılarız. Hemen sahura kalkarız, ertesi gün oruca niyetleniriz. Neden?.. Gün akşamdan başlıyor da ondan... Akşamleyin hilâli gördük, Ramazana niyetlendik. Ramazanı bitirdik, sonuna geldik de, akşam güneşin battığı yerden hilâli görünce, “Haa, bayram geldi, yarın bayram!” deriz. Artık o akşam terâvih kılmayız. Neden?.. Ramazan bitti, Şevval’in birinci gecesi bu gece... Ertesi sabah Ramazan bayram namazını kılarız. Bu da hatırınızda kalsın...