Ölünün dili olsaydı, ağlaya inleye bağıra çağıra şöyle diyecekti: “Ey diri insan dilin dönerken Cenâbı Hakkı zikret. Dudaklarını yumma. Bizim zamanımız gaflet ile geçti. Sen bizim gibi olma, birkaç nefesini fırsat say!
Ölülerin Dirilerden Beklentisi: Duâ ve Sadakanın Sırrı
Ehl-i Sünnet inancında ölülerin dirilerin duasından nasıl faydalandığını, kabirde boğulan adam misalini ve mübarek gecelerde kapımıza gelen ruhların o sarsıcı nidasını hemen keşfedin.
İslam inancında (Ehl-i Sünnet itikadında) ölüm, sevdiklerimizle aramızdaki bağın tamamen koptuğu mutlak bir son değil, boyut değiştirdiği manevi bir köprüdür. Okuduğunuz metinde yer alan hakikatler, hayatta olanların yapacağı duaların ve verecekleri sadakaların, kabir âlemine intikal etmiş Müslümanlar için nasıl hayati bir can simidi olduğunu sarsıcı bir dille ortaya koymaktadır.
Gelin, kabir ehlinin o çaresiz bekleyişini, boğulan adam misalini ve bilhassa mübarek gecelerde evlerimizin kapısına kadar gelen o manevi feryadı adım adım tahlil edelim:
Ehl-i Sünnetin Çizgisi: O Manevi Bağı Asla Koparmayın
İslam fıkhında ve Ehl-i Sünnet itikadında, ölülerin dirilerin amellerinden (dua, sadaka, Kur'an tilaveti) faydalanamayacağını iddia etmek, Mu'tezile gibi akımların düştüğü büyük bir sapkınlık (bid'at) kabul edilmiştir. Zira Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), anne ve babası Müslüman olarak vefat eden bir evladın en temel vazifesinin, onlar için Allâhü Teâlâ’dan bağışlanma (mağfiret) dilemek olduğunu emretmiştir. Bedenler toprağa girse de dua ve sadaka, toprağı aşıp ruha doğrudan ulaşan ilahi bir hediyedir.
Boğulmak Üzere Olan Adam Misali: Kabirdeki O Sarsıcı Bekleyiş
Resûlullah Efendimiz'in (s.a.v.) kabirdeki ölünün halini tarif ederken kullandığı o muazzam benzetme, meselenin ciddiyetini akıllara