Yarın Muharrem ayının ilk günü
*1448/2026-2027 HİCRİ TAKVİM* • 16 Haziran - Hicri Yeni Yıl Başlangıcı • 25 Haziran - Aşure Günü • 24 Ağustos - Mevlid Kandili • 10 Aralık - Üç Ayların Başlangıcı • 10 Aralık - Regaib Kandili • 04 Ocak - Miraç Kandili • 22 Ocak - Berat Kandili • 08 Şubat - Ramazan Ayı Başlangıcı • 05 Mart - Kadir Gecesi • 08 Mart - Arefe Günü • 09 Mart - Ramazan Bayramı • 07 Mayıs - Zilhicce Ayı Başlangıcı • 15 Mayıs - Arefe Günü • 16 Mayıs - Kurban Bayramı
Bu yazıda (bu kısım hariç) mevlid okutmanın İslam’dan olmadığından, dine sonradan eklemeler yapmanın ve dini ritüeller icat etmenin -haşa- Allah’a dinini öğretmek olabileceğinden bahsetmeyeceğim. Çünkü biliyorum ki insanların “Allah’a -haşa- dinini öğretmek ve ritüeller icat etmekten yana bir korkuları yok, yaptıkları şeylerin İslam’da olup olmaması gibi bir endişeleri de yok. “Yapsak ne olur, ne zararı var?” deyip yollarına devam edecekler.. Yukarıda saydıklarımı bir sakınca olarak görmeyenlerin az sonra bu şiirdeki tehlikeli ifadelerden bahsettiğimde etkilenip “dur bi araştırayım” demelerini beklemem de belki biraz ironik olabilir. Ama ben Allah’a karşı sorumluluğumu yerine getirmek zorundayım. Başlayalım: ⚠️ İşte salya sümük ağladığınız mevlid şiirinde geçen ifadelerden bazıları (Tamamı için Burası Yetmez):“Pes Muhammeddir bu varlığa sebeb” Bu ifade Zariyat suresindeki: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (56) mealindeki ayet ile neredeyse taban tabana zıttır. Kur’an-ı Kerim’in hiçbir yerinde Allah, alemleri Hz. Muhammed’in hürmetine yarattığını belirtmemiştir. ⛔ “Dedi gördüm ol habîbin ânesi / ... / Üç melek gördüm elinde üç âlem / ... / İndiler gökden melekler sâf ü sâf / Kâbe gibi kıldılar evim tavaf” Estağfirullah.. Hz. Muhammed bir rivayette “Annem için istiğfarda bulunmak hususunda Rabbimden izin istedim. Fakat bana izin verilmedi. Kabrini ziyaret etmek için izin istedim; ona izin verildi. Binâenaleyh sizler de kabirleri ziyaret edin. Çünkü kabir ziyareti ölümü hatırlatır.” (Müslim, Cenaiz, 106; Ebû Dâvûd, Cenâiz, 77; Nesai, Cenaiz, 101; ibnu Mâce, Cenâiz, 48; Müsned, 2/44) demişken meleklerin Amine’nin evine inmesi, evini tavaf etmesi, şerbet sunmaları hem yukarıdaki hadisin içeriğine hem de Kuran’a
İslam
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Peygamber efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
“Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Cuma gecesi, Regaib gecesi, Berat gecesi, Ramazan Bayramı gecesi ve Kurban Bayramı gecesi.” Bu gece, hem Cuma gecesinin faziletini hem de Ramazan Bayramı gecesinin bereketini birlikte idrak edeceğimiz müstesna bir gecedir. Cenab-ı Hak bu mübarek vakitlerin hürmetine dualarımızı kabul eylesin, bizleri affına mazhar eylesin inşallah. Bu vesileyle, tüm ehli iman kardeşlerimizin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyoruz. Allah’a emanet olun.
Ölünün Dili Olsaydı...
Ölünün dili olsaydı, ağlaya inleye bağıra çağıra şöyle diyecekti: “Ey diri insan dilin dönerken Cenâbı Hakkı zikret. Dudaklarını yumma. Bizim zamanımız gaflet ile geçti. Sen bizim gibi olma, birkaç nefesini fırsat say! Ölülerin Dirilerden Beklentisi: Duâ ve Sadakanın Sırrı Ehl-i Sünnet inancında ölülerin dirilerin duasından nasıl faydalandığını, kabirde boğulan adam misalini ve mübarek gecelerde kapımıza gelen ruhların o sarsıcı nidasını hemen keşfedin. İslam inancında (Ehl-i Sünnet itikadında) ölüm, sevdiklerimizle aramızdaki bağın tamamen koptuğu mutlak bir son değil, boyut değiştirdiği manevi bir köprüdür. Okuduğunuz metinde yer alan hakikatler, hayatta olanların yapacağı duaların ve verecekleri sadakaların, kabir âlemine intikal etmiş Müslümanlar için nasıl hayati bir can simidi olduğunu sarsıcı bir dille ortaya koymaktadır. Gelin, kabir ehlinin o çaresiz bekleyişini, boğulan adam misalini ve bilhassa mübarek gecelerde evlerimizin kapısına kadar gelen o manevi feryadı adım adım tahlil edelim: Ehl-i Sünnetin Çizgisi: O Manevi Bağı Asla Koparmayın İslam fıkhında ve Ehl-i Sünnet itikadında, ölülerin dirilerin amellerinden (dua, sadaka, Kur'an tilaveti) faydalanamayacağını iddia etmek, Mu'tezile gibi akımların düştüğü büyük bir sapkınlık (bid'at) kabul edilmiştir. Zira Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), anne ve babası Müslüman olarak vefat eden bir evladın en temel vazifesinin, onlar için Allâhü Teâlâ’dan bağışlanma (mağfiret) dilemek olduğunu emretmiştir. Bedenler toprağa girse de dua ve sadaka, toprağı aşıp ruha doğrudan ulaşan ilahi bir hediyedir. Boğulmak Üzere Olan Adam Misali: Kabirdeki O Sarsıcı Bekleyiş Resûlullah Efendimiz'in (s.a.v.) kabirdeki ölünün halini tarif ederken kullandığı o muazzam benzetme, meselenin ciddiyetini akıllara
Hayat ve İnsan
KANDİL GECELERİ BİDAT MI?
(Müslümanlarca Kutsal Sayılan Geceler) Bugün (hac günü) sizin için dininizi (helal ve haramları açıklayarak) kemale erdirdim. Size nimetimi (Bugünden sonra müşriklerin Arafat'ta, Mina'da, tavaf ve safa ile Merve arasında say ibadetini yapmada sizinle birlikte bulunmamalarını emrederek lütfumu) tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. (İbn Abbas - Maide 3. Ayet) İçinizde benden sonra yaşayanlar birçok ayrılıklara şahit olacaktır. Size sünnetimi, hidayete erdirilmiş, doğru yolu bulmuş halifelerimin sünnetini (yolunu) tavsiye ederim. Ona sımsıkı sarılın, âdeta dişlerinizle tutunun, sonradan çıkacak şeylerden sakının. Çünkü her uydurma bidat, her bidat dalalettir, sapıklıktır. (Ebu Davud, Sünne, 5) Efendimiz (sav)’in: 🌷 Regaip (Rahme Düştüğü) Gecesi (Recebin ilk cuma gecesi - İbadet yok) 🌷 Miraç (Göğe Yükseldiği) Gecesi (Recebin 27. Gecesi - Namaz) 🌷 Berat Gecesi (Şaban’ın 15. Gecesi - Dua İstiğfar) 🌷 Kadir (Kuranın indiği) Gecesi (Ramazan’ın 27. Gecesi - İbadet ve Zikir) 🌷 Mevlit (Doğum) Gecesi (Rebiyülevvel 12. Gecesi - Oruç) Hicretten 300 yıl sonra ilk kez Mısır'da, Fatımiler döneminde Mevlit; 400 yıl sonra da Kudüs'te Miraç, Regaip ve Berat geceleri kutlanmaya, bu geceler camilerde toplu biçimde yapılan ibadetlerle geçirilmeye başlandı. Daha sonra bu kutlamalar İslam dünyasının bazı bölgelerine yayılarak gelenekleşti. Osmanlılar döneminde, II. Selim (1566-1574) zamanından başlayarak minarelerde kandiller yakılarak duyurulduğu ve kutlandığı için Kandil olarak anılmaya başlayan gecelere Kandil-i Şerif de denir. Ayrıca her gece, Leyle-i Kadir, leyle-i Miraç gibi terkiplerle de anılır. Yaygın bir gelenek durumuna geldikten sonra da kandiller hakkındaki tartışmalar sürmüş, bilginlerin bir bölümü şiddetle karşı çıkarken bir kısmı da kutlamaların bidat
Risale-i Nur
“Nur Risalelerini ne kadar sık sık okursak, bu dualardan daha ziyade feyz alıyoruz. Duaları, evradları mübarek gecelerde, hususan Leyle-i Regaib ve Leyle-i Mi’rac ve Leyle-i Berat, Leyle-i Kadir ve Cuma geceleri gibi vakitlerde okuyoruz.”