“Bence bu dünyada kadın milletinin yüzde doksan dokuzu güvenden başka hiçbir şey istemiyor. Aşk maşk, para mara, güzellik müzellik hep laf... Kadın kısmı yalnız güvenlik arar. Güven dediğimiz meret de lafla olmuyor.”
“Yunanlılar bu yaz bu işi bitirmek istiyorlarmış.”
“Nasıl bakalım?”
“Ankara’yı alarak...Ankara yakında düşermiş. ”
Kâmil Bey kaşlarını çatarak karısına döndü:
“Ankara düşmez. Düşse de savaş bitmez! Ankara’dan sonra Kayseri var, Erzurum var, daha gerileri var.”
“Daha gerileri var’ diye bu savaş sürüp gidecek mi? ‘Bütün dünya barış istiyor da yalnız Ankara yanaşmıyor,’ sözü doğru demek... Bu Ankara neden barış istemiyor kuzum?”
“Düşmanlar topraklarımızdan çıkmıyorlar da ondan.”
“İhsan Bey’le Nedime Hanım, çocuğun adını ne koymuşlar, bilin bakalım!”
“Ne koyacaklar? Kemal koymuşlar. Şimdilerde kimin oğlu olursa adını Kemal koyuyor. Hürriyetin ilanında da Kemal’den geçilmiyordu. O zamanın Kemalleri Namık Kemal’diler, şimdikinin Kemalleri Mustafa Kemal...”