Sopayla kuş vurulamayacağını, ateş edilmeyeceğini ben de biliyorum. Oyun bu. Böyle düşünürsen, o zaman sandalyelerin üzerine çıkıp arabayla gidiyormuş gibi yapmak da olanaksızdı; oysa uzun kış gecelerinde bir koltuğun üstüne örtüler serip onu fayton yaptığımızı, birbirimizi arabacı, öbürünün uşak olduğunu, kızların koltuğun içinde oturduklarını, uç sandalyenin de troykanin atları olduğunu ve yola koyuldugumuzu sanırım Volodya da anımsayacaktır. Kıs gecelerinin ne kadar neşeli, ne kadar çabuk geçtiğini de!.. Gerçeklere göre düşünürsek o zaman oyun diye bir şey olmaz. Peki oyunlar olmazsa geriye ne kalır?..